Ücretsiz Sohbete Giriş Bölümü
Bir Rumuz yazınız:
Bay Bayan

‘Denyo magazinciler’

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Genel, Haber

Popçu Seda Üren eğlence çıkışı kendini görüntüleyen gazetecilere böyle karşılık verdi.

Popçu Seda Üren de alkol duvarını aşan bir başka ünlü isim oldu. Kız arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’un gözde mekanlarından Reina’ya gelen Üren, içeride şarkıcı Hakan Altun ve Beşiktaşlı futbolcu Yusuf Şimşek’le eğlendi.

Mekan çıkışı karşısında basın mensuplarını gören şarkıcı, objektiflere orta parmağını göstererek, ‘Denyo magazinciler’ dedi. Üren, büyük tepki çeken hareketinin ardından hızını alamayarak bu kez de bir gazetecinin başından tutarak çekti.

Bu bacaklar için eşek gibi çalıştım

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Genel, Haber

Açıkhava konserine mayo ile çıkan Ajda Pekkan, bacaklarının güzelliğinin sırrını Vatan’a açıkladı

Süperstar Ajda Pekkan önceki akşam Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda muhteşem bir konser verdi. Yeni albümünün şarkılarının yanı sıra eski parçalarından da seslendiren 63 yaşındaki Pekkan düzgün fiziğiyle özellikle bacaklarının diriliğiyle dikkat çekti. Pekkan’ı eşiyle birlikte en önde izlediğini söyleyen Seren Serengil, “Ben böyle bir fizik görmedim. Genç kızlara taş çıkarır. Bacağında ne çorap ne de bir gram selülit vardı. Konser boyunca bacaklarını inceledim. Gerçekten muhteşem bir fiziği vardı. Yabancıların Madonna’sı varsa bizim de Ajda Pekkan’ımız var” dedi.

Pekkan ise konser sonrası düzgün fiziğinin sırrını Vatan’a açıkladı:

“O bacaklar için eşek gibi çalıştım. Her gün spor yapıyorum. 1.5 saat kol, 1.5 saat bacak çalıştırıyorum. Formumu egzersizlere borçluyum. Pilates, jimnastik, kardio ve yürüyüş yapıyorum. Belgrat Ormanı’nda ve Boğaz’da çok yürürüm. Sahneye çıkmadan bir gün önce sporu kesiyorum. Zaten çok düzenli bir hayatım var.

Kahve, çay, içki, sigara kullanmıyorum. Konser için çok titiz hazırlandık. Vallahi kıyafetlerimi bile üstümde diktiler, öyle çıktım sahneye. Ben çok detaycı olduğum için illaki bir ilaveler koydurttum. Son anda yapılan ilave saçaklar koydurttum, taşlar diktirttim. Hep mükemmeli aradığım için insanları bu konuda biraz yoruyorum herhalde. ”

Performansı büyüledi
60 ile 200 TL’ye satılan konser biletleri günlerce önceden tükendi. Yaklaşık 6500 kişinin izlediği konserde merdivenlerde yürüyecek yer, tiyatronun tek metrekaresinde ayakta duracak alan kalmadı. Pekkan’ı sahneye menajeri Fikret Özonur yönetiminde 40 kişi hazırladı. Yaklaşık 2,5 saat sahnede kalan Pekkan, sahne performansı ile büyüledi. Sahneye dansçılar eşliğinde üzeri renkli taşlarla işlemeli, püsküllü bir mayo ile çıkarak hayranlarına sürpriz yaptı.

Ünlüler hangi okuldan mezun?

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Genel, Haber

 

Tuba Büyüküstün

Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Dekorları ve Kostüm Tasarımı bölümünden mezun oldu.

Engin Günaydın

Hacettepe Üniversitesi Konservatuar bölümüne giren Engin Günaydın, okulunun 2. yılında Mimar Sinan Üniversitesi konservatuar bölümüne geçerek buradan mezun oldu.


Beren Saat

Başkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okudu

Ata Demirer

İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü’nde okudu

 


Teoman

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olan Teoman, daha sonra İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Bölümü’nde master yaptı.

Cansu Dere

İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden mezun oldu.


Beyazıt Öztürk

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu

Armağan Çağlayan

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Çağlayan, halen Yönetim Organizasyon Anabilim Dalı’nda doktora yapıyor.


Ali Kırca

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 40 yılda bitirebildi

Candan Erçetin

İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümünü bitirdi. Ardından yüksek lisans yapmak üzere Viyana Üniversitesi’ne gitti, ancak bir yıl sonra geri döndü.

Cem Yılmaz

Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel Yönetimi bölümü mezunu.

Cüneyt Arkın

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun.,


Ferhat Göçer

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitiren Göçer, aynı zamanda konservatuarın şan bölümünü de bitirdi.

lse Birsel

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu. Birsel, New York Columbia Üniversitesi’nde sinema üzerine master yaptı.


Kenan İmirzalıoğlu

Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun oldu.

Kenan Doğulu

L.A. Musicians Institute’da yüksek öğrenimine başladı. Daha sonra yüksek öğrenimine Türkiye’de, Bilgi Üniversitesi’nde devam etti.


Mustafa Sandal

1996′da Londra’ya yerleşen sanatçı Amerika’nın New Hampshire eyaletindeki New Hampshire Üniversitesi’nde yarım bıraktığı işletme eğitimine American College of London’da devam etti.

Şebnem Ferah

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü 2. sınıftan terk ettikten sonra İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu.

Bülent Ersoyun Yeni Kadın Olduğu Yıllar :D

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Genel, Haber

Bülent Ersoyun Yeni Kadın Olduğu Yıllar Cheesy

Kadınlar için iş imkanları ve fikirler

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Kadın

Ekonomik krizlerde işsiz kalan kadınlar, içindeki girişimciyi keşfedince ‘evden çalışmak’ kavramı doğdu. Uzmanlara göre ev-ofiste başarının ilk koşulu iyi bir iş fikri. Başlangıç için de internete bağlanmak şart.


İş hayatındaki kadınların başlıca iki derdi var; biri erkek egemen yapı, diğeri ise ekonomik krizler. Özellikle 1999 yılında başlayıp, etkileri halen hissedilen ekonomik sarsıntıların ardından en çok yarayı alan yine kadınlar oldu. İşsiz kaldık, iş bulamadık, ekonomik özgürlüğümüzü bu krizler ve erkekler birçok kez elimizden aldı.

Sonuçta, işsiz kalan eğitimli, yetenekli ve akıllı kadınların çoğu kendine yeni bir yol çizmek zorunda kaldı. Hatta, öylesine zekice bir yol buldular ki, şimdi fırsat çıksa da, asıl işlerine geri dönmüyorlar.Tutundukları dal; İngilizcesi “home – office”, Türkçe’de ise, tam bir karşılık konulmasa da, şimdilik “ev ofisi” denilen yöntem. Daha önce çalıştıkları alanda, ya da hiç tanımadıkları bir iş dalında maceraya yelken açıp, evin bir kısmını atölye ya da ofis haline getirip, “para ve prestiji evden kazanan” kadınlar, herkese meydan okuyor; en başta da ev kadınlığına ve 09.00 – 17.00 sistemiyle çalışmaya…
Peki, işsiz kadınlar evden hangi işleri yapabilir, nasıl bir yol izlemeliler? Evden çalışan profesyonel iş kadınları neler öneriyor? Dört gün boyunca evinizde yapacağınız işleri irdeleyeceğimiz bu dizi sonunda, mevcut işlerinizden ayrılıp, kendi işinizin patronu olmak isteyebilirsiniz. Home – office kadınları mutlu, özgür ve zengin olacağınızı garanti ediyor.

Psikoterapist Nathaniel Branden “Kadının Özgüveni” isimli kitabında şöyle diyor: “Bir kadın bir diğerinden daha zeki ve daha yaratıcı fikirlere sahip ama daha az başarılı olabilir. Başka bir kadın ise kendi fikirlerini çok daha fazla ciddiye aldığı için onları besler, geliştirir ve işyerinde kabul ettirmek için savaşır. Fark beyin gücünde değil, gayret ve motivasyonda, yani kendini adamada yatar.”
Her şey doğru ve gerektiği gibi yapılsa bile, ilk fikirle kazanmak her zaman mümkün olmayabiliyor. İlk zaferden önce birçok fikir yaratmak ve sunmak zorunda kalındığı gibi, çoğu için günler, hatta aylar boyunca verilen tüm uğraşlar çöpe atılabiliyor.
Unutmamalı, sabır, üstün başarılı insanların en belirleyici özelliğidir.

İlk başarısızlıkta yılmayın
Başarısız olunsa da üzülmeye gerek yok çünkü kurulan her işletmenin neredeyse yüzde 90′ı ilk 5 yıl içinde kapanıyor. Bu nedenle, kendi işini kurmak isteyen kadınlara ilk dileğimiz: İyi şanslar…

Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi’nin (ABİGEM) verdiği bilgileri göre, Türkiye’de kadının zorunlu çalışma hayatına katılımı 1955 yılından 2001 yılına kadar yüzde 72′den yüzde 28′e kadar indi. Kadın iş gücünün çalışma hayatına katılımı azalarak devam etmekte. Nüfusun yüzde 11-12’sini çalışan kadınlar oluşturuyor ve bunlardan yalnızca yüzde 7’si işveren.
Amaç, kadınların çalışma hayatına katılımını artırabilmek olduğu kadar, işsiz kalmış ya da hayalindeki iş ortamını bulamayan kadınların kendi fırsatlarını yaratabilmelerini sağlamak.
Sermayeniz kısıtlıysa en cazibi evden çalışmak
Girisimcilik.org’un kurucularından, ekonomist Aysan Doğaner, evinde iş kuran kadınların en belirleyici özelliklerinin başında, çalışma sistemine karşı durmaları geldiğini söylüyor. Ücretli olmanın ve saatlere bağımlı çalışmanın, yeteneklerinin ve potansiyelinin farkında olan birçok kadın için dezavantaj yaratabileceğini söyleyen Doğaner, şöyle devam ediyor:
Ne değil, nasıl?

“Kendi işini kurmak isteyen kadınlar, ne yapması değil, nasıl yapması gerektiğine uzmanlaşmalılar. Sonuçta, ellerindeki sermaye kısıtlıysa, en cazibi evden çalışmak. Zaten bir evdeki çalışma odası, bir ofisin tüm donanımına sahip. Başlangıç için, internete bağlanmak, ayrı bir telefon hattı çekmek ve bir de web sitesi kurmak, istediği işi yapabilir duruma getirebiliyor kadınları.
En büyük desteği de, kendisi gibi çalışma arzusu içerisinde olan kadınlardan alacaklardır. Yeter ki, yapabilecekleri ve evden yürütebilecekleri işin ne olacağına karar versinler.”

Motivasyon
İş kurabilmek için gerekli motivasyona sahip olmak en önemli ve birincil adım. Finansman dahil tüm diğer gerekli etkenler, güçlü bir motivasyondan daha gerekli değil.
Kariyerini ücretli bir işte çalışarak gerçekleştirmeyi hedefleyen iyi eğitimli bazı kişilerin yaptıkları işle bir türlü motive olamadıkları gözleniyor. Aslında bunun nedeni, çoğu zaman içlerinde var olan ve keşfedilmeyi bekleyen girişimcilik tutkusu. Bu tutkuyu keşfedip, kendi işini açan girişimci inanılmaz bir potansiyeli de harekete geçirmiş oluyor.

Başarılı bir iş fikri nasıl belirlenir?
Evinde, kendi işini kurma motivasyonuna sahip kadınlar için başarının ilk koşulu iyi bir iş fikri oluşturmak.
İş fikri belirlenirken, öncelikle bugüne kadarki iş deneyimleri, ustalıkları ve becerileri göze alınmalı. İş fikirleri, deneyimlerden ibaret de olmayabilir. Önemli olan tüm fırsatları değerlendirebilmek.

Ekonomist Aysan Doğaner’in önümüzdeki günlerde yayımlanacak “Girişimci olmak ya da olmamak” isimli kitabında, kadınların bir arayış içinde olması ve etraflarında olup biteni gözlemlemesi gerektiği anlatılıyor. İş örneklerini incelemesi ve analiz etmesi gerektiğini söyleyen Doğaner, şöyle diyor:
“Bir gün, hem de hiç beklemediğiniz bir anda haftalar boyu yaptığınız gözlemler bir kristal gibi değerli bir iş fikri olarak karşınıza çıkacak. Yollarda, alışveriş merkezlerinde, eğlencelerde geçirdiğiniz zamanın ödülü, bir piyasa sezgisi olacak. Kendi öz gözlemlerinizden kaynaklanan bu sezgi, bu içinizden gelen ses, her kritik dönemeçte size doğru yolu seçmenizi sağlayacak.”
İşe başlamadan önce yerine getirilmesi gereken yasal prosedürlerin öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Doğaner, “Kadınlar kendilerinin temin edemeyeceği bilgi, beceri, ustalık ve işgücü girdileri var mı, finansman yeterli mi, diye de sormalılar” diyor.
5 bin dolarla bile iyi işler kurulabilir
‘Sermayem az, ne iş yapabilirim?’ diyen kadınların bahanesi kalmayacak. Ekonomist Atilla Başlar, en az 5 bin dolar sermayesi olan kadınlara yönelik iş fırsatlarını Milliyet için anlattı.
Ekonomist Atilla Başlar, 2001 ekonomik krizinden sonra işsizlikle baş etmeye çalışan ülke ekonomisinin kendisine gelmeye başlamasına rağmen, eğitimli beyaz yakalıların bu krizden herkesten daha fazla etkilendiğini söylüyor. “Belli bir birikimi olan kadın erkek birçok beyaz yakalı, hayalindeki işi kurmak için harekete geçti” diyen Başlar, şöyle devam ediyor:
“Ancak yeterli sermayesi olmayan birçok kadın zorunlu ev kadınlığına başladı. Eminim, iş hayatına alışmış bir kadın için evde boş oturmak dayanılmaz bir duygu olmalı. İşte böyle durumdaki kadınlar az sermayeyle evden yürütülebilecek işler bulmaya başladı.”

İşte iş fırsatları
Yabancı dil, matematik, Türkçe dersleri gibi konularda özel ders vermek, soğuk sandviç, salata satan büfe açmak veya ev yemekleri satılan küçük bir lokanta kurmak akla gelen ilk iş fikirleri arasında. Başlar, kadınların denediği ve başarılı olduğu, işsiz kadınlara da tavsiye ettiği, en az 5 bin dolarlık sermaye gerektiren işleri şöyle sıraladı:

• Çevresi geniş, dışa dönük, girişken kadınlar için tur, düğün gibi etkinlik organizatörlüğü evden kolayca idare edilebilecek bir iş fikri olabilir. Ayda 2 defa 15′er kişinin katıldığı bir etkinlik organize edilse ayda tahmini 6000 YTL (6 milyar lira) ciro yapılabilir. Bunun da yüzde 60-70′i masraflara gitse gayet makul bir düzeyde kazanç elde edilebilir. Organizasyon işine başlamak için öncelikle mekânlarla görüşmek, fiyat anlaşması yapmak, özel etkinlikler için fikirler geliştirmek, anlaşma sağlanınca da maliyeti düşük el ilanları ya da internet vasıtasıyla müşterilere ulaşmak, başlangıç için yeterli olabilir.

• Bir diğer seçenek internet üzerinden iş kurmak. Evde bir bilgisayar ve internet bağlantısının ardından, internet üzerinden servis sağlayıcılarına ulaşıp, sayfa anlaşması yapmak yeterli. Kadın, çocuk, alışveriş gibi konular hakkında web sitesi kurularak, reklam alınarak, gelir sağlanabilir.

• Bir başka iş alanı ise özelleştirilmiş ve uzmanlaşılmış bir konuda e-ticaret sitesi kurmak. İnternetten ulaşabileceğiniz bazı bilişim şirketleriyle anlaşarak yılda 1000 dolar gibi fiyatlara e-ticaret altyapısı temin ediliyor. Tek yapmanız gereken, iyi bir internet altyapısı kurup, şirketlerin sizi yönlendireceği kurumlara yasal başvurularda bulunmak. Sonrasında istediğiniz ürünü satabilirsiniz.

• Medyada tecrübe kazanmış kadınların ayrı bir avantajı var. Şirketlerin basın halkla ilişkiler konusunda ihtiyaçlarını karşılayan bir şahıs şirketi kurmanın maliyeti bir bilgisayar, e-mail ile faks yazılımı, bir telefon ve medyadan kişilere ulaşabilmek için bir telefon listesi.

• Bilgisayar mühendisi veya bilgisayarlara meraklı kadınlara önerilebilecek bir iş fikri de, yazılımcı olmak. Evden, bir bilgisayarla rahatlıkla yazılım geliştirilebilir. Yazılımcılara uygun bir diğer iş ise veri madenciliği. Şirketler piyasayla ilgili istediği bilgileri “veri madencilerine” toplattırıyor.

• Takı tasarım konusunda çalışan kadınlar da güzel örnekler arasında. Evde yarattığınız takıları internet sitesi kurarak satışa çıkarabilirsiniz. Hatta pazarlarda bir koleksiyon çantasıyla satışa sunabilirsiniz.

Emlak sektörü gözde
• Son günlerde emlak sektörü hareketlendi. Çevresi ve bağlantıları güçlü olan kadınlar evden veya aylığı 250-300 YTL’ye kiralanacak bir ofis kurarak emlakçılık sektörüne yönelebilirler.

• Toplam kalite yönetimi danışmanlığı da yapılabilir. SA 8000, OHSAS, ISO, HACCP gibi kalite standart belgelerinin alınabilmesi için şirketlere danışmanlık hizmetleri verebilmek için minimum 3-5 yıllık bir tecrübe ve mühendislik eğitimi yeterli olabiliyor. Kurslarda uzmanlaşıp sertifika almanın maliyeti ise 3000-5000 YTL arasında.

• Ülke gündemini yoğun bir şekilde işgal eden Avrupa Birliği de çeşitli iş imkânları sunuyor. AB hibelerine proje hazırlama konusunda danışmanlık hizmeti vermek, konuya uzak sivil toplum kuruluşlarına, kamu ve özel kurumlara katma değer yaratıyor. Bunun için yabancı dil bilgisi şart. İnternet üzerinden veya AB bilgi ofislerinden bilgi alınabileceği gibi, bu alanda hizmet veren kuruluşlarla bağlantıya geçerek, bu alanda uzmanlaşmak gerekiyor.

Grafik merakınız varsa
• Az sermayeyle kurulabilecek bir diğer iş ise dijital baskı hizmetleri, grafik tasarımı gibi alanları içeren reklamcılıkla ilgili. Fiyatları 10 bin doları aşmayan dijital baskı yazıcıları, grafik tasarımına meraklı ve bu alanda tecrübe kazanmış kadınlara cazip iş fırsatları sunmakta. Bunun içinse, bu alanda hizmet veren baskı kuruluşlarıyla irtibata geçerek, evde yapılan tasarımları satarak dışarıdan hizmet sunulabilir.

• Kitap editörlüğü, redaksiyon yapmak ve kitap yazmak ise yazın diliyle ilgilenen kadınlara bilgisayarla yapabilecekleri cazip bir iş imkânı olarak önerilebilir. Yayınevlerinin dikkatini çekmek için, dilbilgisi pek iyi olmayan bir kitabın eleştirisi yayınevine gönderilebilir

İlk gece hissedilenler -Gerdek gecesi

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Sağlık

Gerdek Gecesi-ilk gece hissedilenler

Nikahtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riayet etmelidir. Temiz ve güzel kıyafet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Damadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifade etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç olmasa da olur.

Damat şunu yapmayı ihmal etmemeli:

Resulullah efendimiz, Hazret-i Fatıma’yı Hazret-i Ali’ye tezvic ettiklerinde buyurdu ki:

(Ya Ali! Gelini kendi evine götürdüğün zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakirliği dışarı çıkarır. Yetmiş türlü bereketi evine dahil eder. Yetmiş rahmeti sana nazil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan emin olur.)

İlk gecede eşlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar:
İlişki konusunda çok kimse bilgisizlikten bunalımlara düşmektedir. Bunun için önce cimanın ne olduğunu iyi bilmek gerekir. İyi bilinmez ve yanlış yapılırsa huzursuzluk zamanla artarak ailenin yıkılmasına sebep olabilir. Bunun için bu mahrem bilgileri lüzumu kadar öğrenmek gerekir.

Her şeyden önce, eşler birbirine çok samimi, nazik ve yumuşak davranmalı, sevgi ve şefkatle yakınlaşmalıdır. Erkek, eşini gerdeğe psikolojik yönden iyice hazırlamalıdır. Ona cesaret vermeli; endişelerinin yersiz olduğunu, onu da rahat bir atmosferde konuşturarak izah etmeli. Eşini incitecek küçük davranış, hatta imadan sakınmalı. Eşinin, özellikle bu gecede sevgi ve şefkat görmeye, iltifat işitmeye çok ihtiyacı olduğunu bilmeli.

Erkek aceleci ve kaba olmamalı. “Artık evlendik, ona istediğim gibi sahip olurum” gibi bir düşünce son derece yanlıştır. Cima, sevgi oyunları sırasında meydana gelen bir olaydır. Temasa her iki tarafın da aktif şekilde katılması gerekir. Nitekim Resulullah efendimiz de bu hususa dikkat çekerek, erkeğin, eşinin haklarına da riayet etmesini istemiştir. Cinsi tatmin, kadının da hakkıdır.


Genç kız da eşinin heyecan ve sevgisini paylaşmalı, kendisini ona tabii ve fıtri bir şekilde, isteyerek teslim etmeli. Cimanın bir yaratılış vazifesi olduğunu düşünmeli, mana ve hikmetlerini hatırlamalı, sevgisine ve yaratılış özelliklerine güvenip, yersiz korku ve endişelerden sıyrılmalı.

Düğünün stresli ve gergin ortamından sonra eşler, uykusuz, yorgun düşebilir. Bu bakımdan cimaya çoğu zaman hazır olmazlar. Bu durumda, ilk cima tehir edilebilir. Bunun hiç mahzuru yoktur; aksine çok faydası olabilir.

İlk gece, eşler için en meraklı heyecanların yaşandığı andır. Yıllar yılı beklenen, hasretle gözetlenen, genç kız ve delikanlının rüyalarını süsleyen, sevinçli, tatlı ve heyecanlı bir zaman. Daha önce gayrı meşru hayat yaşayan bu duygudan mahrum kalır.
           
Damat, tebessüm ve nezaketle içeriye girmeli, geline selam vermeli ve onu tebrik etmeli. Moral verici sözlerle gelinin gönlü alınmalı, heyecanını yatıştırmaya çalışmalı. Gelin de ona güler yüzle karşılık vermeli, lüzumsuz somurtkanlık ve çekingenlik göstermemeli.

Bu gece, iki rekat nafile namaz kılıp dua edilir. Gelinin ayağı bir leğende yıkanır, odanın köşelerine serpilir. Bugünlere kavuşmanın şükrü ve gelecek günlerin saadeti için, Allahü teâlâya dua edilir. Bu arada, oturup, bir müddet sohbet etmeli. Böylece, fazla heyecan atılmaya çalışılır.

Her kız, bu ilk gecede, az-çok ürkeklik ve çekingenlik gösterir, utanır, sıkılır. İlk defa bir erkekle baş başa buluşmanın, ona açılmanın utancını hisseder. Bu hâli, gayet tabiidir, hoş karşılanmalı.

Erkek kızı hiç sıkmadan ve zorlamadan, samimi bir yakınlık göstermeli, ürkekliğini gidermeye çalışmalı. Kız konuşmaktan, ona açılmaktan çekinse bile, erkek samimi sohbet ve yakınlığı sabırla sürdürmeli, onun gönlüne yavaş yavaş girmeli. Kızın sessizce dinlemesi ve ara sıra hafif karşılık vermesi de kâfidir. Bütün mesele, öpüp okşayarak kızı cimaya hazır vaziyete getirmektir! İlk gecenin değişmez bir ölçü olmadığı unutulmamalı. İlk gece yalnızca bir başlangıçtır. İlk deneme başarısız olabilir, bu normal kabul edilmeli.

İnancı gereği kadından uzak kalan erkek, çoğu zaman kadını yakından gördüğünde veya dokunmasıyla hemen boşalabilir. Ümitsizliğe kapılmayıp, yarım saat kadar sonra ön hazırlıktan sonra, tekrar harekete geçilir. İkinci halde ilk heyecan geçip hemen boşalma olmayacağı için ön hazırlık daha rahat şekilde yapılabilir. Bu durum çok önemlidir. Bu durumu bilip kendilerini buna göre ayarlayan eşler rahat eder. Olduydu olmadıydı endişesine kapılmaz. Çünkü bu normal bir olaydır. Birkaç saat dinlenilebilir veya ertesi güne tehir edilebilir. Böyle bir durumda genç kız da durumu kabul etmeli, anlayışla karşılamalı.

Temas başarıyla sonuçlanınca, erkek mutluluk hislerini eşiyle paylaşmalı, ona teşekkürlerini sunmalı ve bütün bir hayat boyunca saadetlerinin devamı için dua etmelidir.

Zifaf gecesinde kızda ürkeklik ve çekingenlik görüldüğü zaman, erkek, ilk karşılaşmanın normal bir neticesi olan bu hâli hoş karşılamalı, lüzumsuz telaş ve sabırsızlık göstermemeli. İlk geceki kabalıktan doğacak ürkeklik, incinme ve tatsızlık, daha sonra uzun müddet silinmeyen etkisini gösterir. Bunun gibi, o gecenin sabır ve nezaketinin mükafatı da sonradan görülür.

İlk olarak bir erkekle buluşmak, yıllarca barındığı ailesinden ayrılıp, yeni bir aile hayatına girmek, bir kız için elbette çok önemli bir olaydır. O anda, erkeğin geniş şefkat ve sevgi kanatlarına ihtiyacı vardır. Bir kadın, kendisiyle buluştuğu ilk erkeği asla unutmaz. Eğer kadın ilk zifaf gecesinde tatlı heyecanlar yaşamışsa, sevgi, sabır, nezaket ve geniş bir anlayışla karşılaşmışsa, o erkeğe ömür boyu minnettar kalır. Bu ilk olay, kadın için unutulmaz bir hatıradır. Hatta o adam o kadını sonradan terk etse, hayal kırıklığına uğratsa bile, kalbindeki o esrarlı hatıra daima yaşar.

Gerdek Gecesi

Erkeklik gösterisi sanılan, “kedinin bacağını ayırmak” gibi kabalık uygun değildir. Bilhassa bu gece, erkek de çok nazik olmalı!

“Bir kadın, on senedir kocasıyla garip bir şekilde yaşıyor Ancak ayda bir defa temasta bulunuyor ve bu temas esnasında da kadın tamamen soğuk davranıyor. Gerdek gecesi, kocası bu kadının kalbini kırmış. (Ne zayıfmışsın, hem de çirkinmişsin) demiş. Kadın bunu unutamamış. Kadını yaralayacak, zayıfsın, şişmansın, uzunsun, kısasın, yaşlısın gibi sözlerden uzak durmalı!

Ön Hazırlık

Gerdek gecesinde diğer önemli husus da, ön hazırlığın gelini ürkütecek ve gönlünü soğutacak bir vaziyette olmamasıdır. Bunun için bir de, soyunma sırasında dikkatli olmak gerekir. Bir kere damadın gelini kendi eliyle soymaya kalkması doğru değildir. Gelin ve damat, kendi kendine soyunmalı. Çırılçıplak soyunmak da uygun değildir. Ekseriya gelin, erkeğin karşısında ilk defa çıplak olarak görünmekten ve erkeği çıplak olarak görmekten dehşet ve sıkıntıya düşebilir.

Soyunma sırasında, utanma duygularının korunması için, bu işin de perdelenmesi gerekir. Bunun için ya lamba söndürülmeli veya az ışıklı gece lambası bulundurulmalı. Çıplak vücutla ortada görünmenin vereceği sıkıntıyı hesaba katmalı. Bu durum edebe de aykırıdır. Âişe validemiz, (Ben Resulullahın edep yerini görmediğim gibi, o da benim edep yerimi görmedi) buyuruyor. Müslüman da bu sünnete uymaya çalışmalı!

Bazı erkekler, zifaf gecesinde hem kendi vücutlarını teşhir eder, hem de kadını tamamen soyarak, kaba ve hoyratça davranışlarıyla, gelini sıkıntı içinde bırakırlar. Bu çok yanlıştır.

Soyunma olayında, ayakta büsbütün soyunmaya kalkışmamalı, yalnız üstteki kaba elbiseler çıkartılmalı, iç çamaşırları, yorgan altına girdikten sonra çıkarılmalı.

İlk Temas

Zifaf gecesinde sevgi oyunu önemlidir. Sevgi oyunu nâzikâne, erkeğin gelini heyecana getirme tekniği mükemmel olduğu zaman, kadın ne kadar utangaç olursa olsun, yavaş yavaş eşine itimadı çoğalmaya ve rahatlamaya başlar. Ondan sonra teslimiyet duygusu artar, çekingenlik yerine arzu doğmaya başlar. Birçok gelini inciten ve ürküten şey, eşlerinin bu gece kaba ve anlayışsız davranmalarıdır. Henüz mahcubiyet içinde bulunan bir gelini, evlilik hayatına yavaş yavaş alıştırmalı. Damat, gelinde arzu uyandırma yollarını aramalı, utangaçlık hislerinden kurtulmasına yardımcı olmalı. Normal bir kadın, belki kocasının arzusunu tahrik etmek için önce çekingen davranır. Aslında o, fethedilmekten hoşlanır. Fakat mukavemetin kaba bir şekilde kırılma teşebbüsünü asla hoş görmez. Bunun için damat, nezâket, sabır ve incelik hususlarını asla gözden uzak tutmamalı. Gelin de, hayatının belki en heyecanlı anlarını yaşayan eşinin başarısını baltalayacak davranışlardan, mümkün olduğu kadar kaçınmalı.

Bekâretin izâlesi

Normal vasıfları taşıyan kız ve erkek için, bunun bir zorluğu olmaz. Yapılacak iş; sevgi oyunlarıyla temas ortamı hazırlanır, gelin o safhaya geldikten sonra, yani ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelince, üstten aşağı hafif kuvvette bir tazyikle zifaf ilişkisini tamamlanır. Kız uyarılamaz, kaygan sıvı gelmezse, bir merhem kullanılmalı. Cinsiyet organlarına bir miktar vazelin sürmek bu işi kolaylaştırır. Kızlık zarının yırtılmasında, kanama ve acının hafifletilmesi için eşlerin yatakta alacakları pozisyon önemlidir. Bunun için, genç kız bacakları ayrık ve dizleri bükülmüş vaziyette sırt üstü yatmalı; erkek diz ve dirseklerinin desteğini kullanarak, cinsiyet uzvunu eşinin döl yoluna üst taraftan ve üst kenarı boyunca, aşağı doğru kaydırarak koymalıdır. Burada cinsiyet organının hazneye girişinde, eşinin hazne ağzının tabii açıklığı yardımcı olur. Bu esnada zar gerilir ve yapılan basınçla, umumiyetle iki yerden ve arkaya doğru yırtılır. İşte, sözü geçen hafif ağrı bu anda, zarın direnci ile erkeğin cinsi uzvunun yapacağı güçlü tazyik karşı karşıya geldiğinde duyulur. Böyle bir durumda genç kızın kalçalarını küçük bir hareketle kasarak eşine yardımcı olması iyi olur. Aslında temas öncesinde, genç kızın cinsi bakımdan başarılı bir şekilde uyarılması, temasın her iki taraf için de kolayca tahakkukuna yeterlidir. Cinsi tatmine erişen genç kızın ve erkeğin cinsi organlarında, girişi kolaylaştıracak kaygan sıvılar ifraz edilir.

Vazelin kullanmak birleşmeyi kolaylaştırır. Ama asıl çözüm, temas öncesi hazırlığın ideal şekilde yapılmasıdır. Kadın, okşama ve sevişme ile hazır vaziyete gelmiş olmalı! Bu olursa, başka bir tedbire ihtiyaç duyulmaz.

Tahriş, acıma gibi hallerde, sonraki temaslar için 1-2 gün ara vermek iyi olur. Ama bu da şart değildir. Karşılıklı istek varsa, ertesi gün veya birkaç saat sonra temas yapılabilir. Aşırı istek acıyı hissettirmez. Zarın yırtılmasıyla gelen kan durmazsa telaşa mahal yoktur. Genç kız sırt üstü vaziyette dizlerini kaldırıp bacaklarını kasarak bitiştirirse, kanama çoğu zaman kendiliğinden durur. Nadiren de olsa durmayıp aktığı da görülür.

Gerçekten de cinsi temasa her iki tarafın da ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmış olmaları, erkeğin eşini başarılı bir şekilde uyarması ve her ikisinin de cinsi heyecan bakımından tatminkâr bir seviyeye çıkmaları hâlinde neredeyse hiç acı duyulmaz. Aşırı heyecan, aşırı zevk ağrı hissini ortadan kaldırır. Savaşta ve kavgada yaralanma, neden sonra kan görülmesi ile anlaşılır. Bu arada, eşlerin birbirine yardımcı olması, bilhassa erkeğin çok sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olması gerekir.

Zifaf gecesinde acı duymak korkusu, yabancı bir erkekle en mahrem buluşmanın verdiği utanma hissi ve kızlıktan kadınlığa geçiş gibi, çok önemli bir dönüm noktasında bulunuşu dolayısıyla, kadının göstereceği çekingenliği anlayışla karşılamalı.

Onu samimiyetle kendisine alıştırdıktan ve ürkeklik hislerini teskin ettikten sonra, nâzik ve yumuşak bir surette birleşmelerini temin etmek, erkeğin vazifesidir. Netice olarak; zifaf gecesinin ilk teması ve sonrasında, dikkatli, sabırlı ve ihtiyatlı olmalı. Bu hususlara dikkat edilmezse, cinsi temastan kadın, zevk yerine acı ve ıstırap duyabilir. İlk zifaf ilişkisinde, arzulanan cinsi zevkin bulunamaması tabiidir.

insan yutan piton yılanı ve görüntüleri

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Haber

insan Yutan piton yılanı ve görüntüleri
Gördüklerinize inanamıcaksınız insan yutan pitonu ilk defa sizlere sunuldu.


“Kedi yutmuş piton yılanı”

Dünyada Tarım Sektörüne Genel Bakış

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Haber

Tarım, insanlığın toplu hayata geçişinde büyük bir rol üstlendi. Taş Devri süresince bulunan avcı-toplayıcı toplulukların, yerini tarımla uğraşan halklara bırakması, toplumları ve devletleri ortaya çıkardı. Sanayi devrimine kadar tarım, insanlığın büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağı oldu. Ancak günümüzde de tarımda gözle görülür gelişmeler ve teknolojinin getirdiği etkiler bulunuyor. Özellikle 20’inci yüzyıl boyunca tarımda önemli değişiklikler yaşandı. İlk yapay gübreler elde edildi. Tarımda işgücünü düşüren makineleşme sayesinde işçi sayısında azalmalar gözlendi. Üretimin artmasına karşılık işsizlik arttı.

Bunlara karşılık, günümüzde en çok yetiştirilen tarım ürünleri arasında pirinç, mısır ve buğday yer alıyor. Ayrıca dünyadaki çoğu hükümet de aynı doğrultuda kaliteli gıda için tarıma yatırım yapıyor. Tarıma yapılan yatırımlardan en büyük payı, buğday, mısır, pirinç, soya ve süt alıyor. Ancak buna karşılık, gelişmiş ülkelerde yapılan yatırımların büyük çoğunluğu etkisiz ve çevre düşmanı olabiliyor. Özellikle tarımdaki makineleşme ve yapay gübre kullanımı, çevreye büyük zararlar veriyor, su kirliliği başta olmak üzere önemli sorunlara yol açıyor. Yine 21’inci yüzyılda çevre sorunlarının ve küresel ısınma başta olmak üzere anormal doğa olaylarının gündeme gelmesiyle birlikte, tarımda makineleşme ve yapay gübre kullanımı düşürüldü.

Tarımdaki çevre zararlarına alternatif olarak geliştirilen ve ilk defa 20’inci yüzyıl başlarında Sir Albert Howard tarafından tartışılan organik tarım ise tüm bunlara karşı temiz ve sağlıklıdır. Organik tarım, günümüzde dünya çapında ilgi görse de pahalı olması nedeniyle sadece üst sınıf kişilerce elde edilebiliyor. Yine bu tür tarımın dünyadaki en büyük destekçisi Bu birlik tarafından, 1991’de organik tarım adıyla literatüre eklenen uygulama, 2005’te “CAP” adlı kuruluşun kurulmasıyla birlikte hız kazandı. Organik gıdanın savaştığı baş yöntemler arasında hormonlu gıda üretimi yer alıyor.

Son dönemde dünyada yaşanan ekonomik dalgalanmalar sürecinde tahıl ürünleri başta olmak üzere birçok tarım ürününde fiyat katlanmaları gözlendi. Gelecekte, fiyatların çok daha katlanması nedeniyle, Afrika ve birçok 3’üncü dünya ülkesinde gıda savaşlarının baş göstermesi bekleniyor. BM’ye göre, 2025 yılına gelindiğinde Afrika yalnızca nüfusunun yüzde 25’ini besleyebilecek.

Hamile çalışanları yasalar koruyor!

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Kadın

Çocuk yapmak isteyen bir çalışanın yasalar tarafından güvenceye alınmış pek çok hakkı var. Hamile olduğu için işten çıkarılan kadın yasal yollara başvurabilir. Konunun ayrıntılarını Avukat Begüm Tekin anlatıyor…

ÇOCUK DA YAPARIM KARİYER DE…
Özellikle içinde bulunduğumuz kriz ortamında, kimi işverenler maalesef kadın çalışanların hamile kalmasını fırsat bilip işten çıkarma yoluna gidebilirler. Aslında bu, tamamen yasaya aykırı bir durum.

Hamile çalışanlara, yasanın sağladığı birçok kolaylık ve hak vardır:

- Bu kişilere 16 haftadan az olmamak üzere doğum izni verilmesi (doktor raporu doğrultusunda bu süre artırılabilir),

- Periyodik doktor kontrolleri için ücretli izin verilmesi,

- Hamileliği sebebi ile daha hafif bir işte çalıştırılması ve bu sebeple ücretinden kesinti yapılmaması,

- Yıllık ücretli izin süresi ve asgari 16 haftalık yasal doğum izni dışında altı aya kadar ücretsiz izin kullanma hakkı bunlardan sadece bazılarıdır.

Ayrıca belirtelim ki; çalışan kadının hamile olması, kesinlikle haklı işten çıkarma sebepleri arasında değildir.

İş kanununun ilgili fıkrası: “İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapıldığı sırada, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz” diyerek bu durumu kesin olarak hüküm alına almıştır..!

Meslekler Rehberi dosyası

Ocak 9, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Genel

MESLEKLER REHBERİ DOSYASI
Ekonometri

Ekonometri programı iktisat kanunlarının ortaya konması ve çeşitli iktisat sorunlarının niceliksel olarak incelenmesi, uygun kararların alınması gibi konularda eğitim yapar. Ekonometri programına girmek isteyenlerin her şeyden önce sayısal düşünme yeteneği yüksek, sayılarla uğraşmaktan sıkılmayan, sosyal olaylara ilgili ve disiplinli çalışmaya alışkın kimseler olmaları gerekir. Ekonometri bölümünü bitiren kimselere “Ekonometri Lisans Diploması” verilir. Bu diplomaya sahip olanlar çeşitli kurumlarda “Ekonometrist” ünvanını alır. Ekonometristler, lisans öğrenimi boyunca iktisat öğrencilerinin aldıkları önemli temel ve uygulamalı iktisat derslerinin çoğunu aldıkları için iktisat mezunlarının çalışabileceği tüm alanlarda çalışabilir ve aynı veya benzer işleri yapabilirler. Buna ek olarak aldıkları dersler daha çok sayısal bilgilere dayalı olduğu için çalıştıkları kamu veya özel sektör kuruluşlarının araştırma birimlerinde mikro ve makro iktisat, uluslararası iktisat alanlarında uygulamaya dönük araştırmalar yapabilirler. Bu bölümü bitirenler iktisat ve işletme mezunlarının çalışabileceği tüm alanlarda çalışabilirler; ancak daha çok bu alanların uygulama birimlerinde görev alırlar.
Diş hekimliği

Diş hekimliği programı, ağız boşluğunun ve diş sağlığının korunması, diş ve diş etleri hastalıklarının tedavisi, diş ve çene ameliyatları ile takma diş yapımı konularında çalışacak sağlık personelini (diş hekimlerini) yetiştirir ve bu alanda araştırma yapar.
Diş hekimliği fakültelerine girebilmek için üstün bir akademik yeteneğin yanı sıra fen derslerinde başarılı olmak gerekir. Diş hekimliği eğitiminin uygulamalı kısmı, el ve parmak becerisi, uzay ilişkileri yeteneği ve estetik görüş gerektirmektedir.
Diş hekimliği fakültesinin ilk iki yılını başarı ile tamamlayan öğrenciye “Temel Diş Hekimliği Bilimlerinde Önlisans Diploması”, beş yıllık diş hekimliği fakültesini bitiren öğrenciye ise “Diş Hekimliği Yüksek lisans Diploması” ve “Diş hekimi” ünvanı verilir.
Diş hekimleri, serbest çalışabilecekleri gibi devlet kuruluşunda da görev alabilirler. Muayenehane açacak bir diş hekiminin önce Türk Tabibler Odası’na başvurması, Sağlık Bakanlığı’ndan muayenehane açma izni alması ve durumu Maliye ve Gümrük Bakanlığı’na bildirmesi gerekir.
Resmi ve özel hastanelerde veya dispanserlerde çalışmak isteyen diş hekimleri ilgili kurumlara başvurur ve açık yerlere tayin edilirler. Diş hekimleri Türk Tabibler Odası’na üye olmak zorundadırlar. Diş hekimlerinin bir kısmı da uzmanlık eğitimi görüp üniversitelerde görev almaktadırlar.
Serbest çalışmak isteyen bir diş hekiminin muayenehane açacak, alet ve malzeme alacak kadar sermayesi olmalıdır.
Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Elektrik-elektronik mühendisliğinin amacı, kuvvetli (elektrik) ve zayıf (elektronik) akımlarla çalışan alet ve sistemlerin yapımı, geliştirilmesi, elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve sistemin bakımıyla ilgili eğitim ve araştırma yapmaktır.
Bu bölümü bitirenlere programın adını taşıyan “Mühendislik Lisans Diploması” verilir. Elektrik elektronik mühendisleri üretme, iletme ve dağıtmayla ilgili sistemlerin, programların yapılması, geliştirilmesi kullanılması ve denetimiyle ilgili sistemlerin, projelerin yapılması, geliştirilmesi kullanılması ve denetimiyle ilgilenir. Ayrıca telgraf telefon haberleşmesinden uydu optik haberleşmesine, enerji üretiminden bilgisayarla bilgi üretimine, ev aletlerinden tıp aletlerine kadar yayılan çok geniş bir alanda kullanılan her tür mikroelektronik eleman, elektronik devre düzen ve sistemlerin tasarlanması, geliştirilmesi ve üretimiyle ilgili işleri planlar ve yürütülmesini sağlar.
Elektrik ve elektronik alanında çalışmak isteyenlerin üstün akademik yeteneğe sahip, matematik, fizik, kimya ve ekonomiye ilgili ve yetenekli, dikkatli ve yaratıcı kimseler olmaları gereklidir.
Elektrik – Elektronik mühendislerinin büyük bir kısmı PTT, TRT gibi kamu kuruluşlarında, bir kısmı özel sektörde ya da serbest çalışmaktadırlar. Ülkemizde elektrik-elektronik mühendislerine duyulan gereksinme çok fazladır
Felsefe

Felsefe programının amacı, maddenin, bilginin kapsamı ve kaynağı, insanın dünyadaki yeri ve rolü, iyi, doğru ve güzelin ne olduğu gibi problem alanlarında düşünce üretebilecek elemanları yetiştirmek ve bu alanda inceleme, araştırma yapmaktır. Üniversitelerin felsefe programlarında başlıca dallar genellikle sistematik felsefe, felsefe tarihi, bilim tarihi ve mantık başlıkları altında toplanır. Bu bölüme girebilmek için normalin üzerinde bir akademik yeteneğe sahip, temel bilimler ve sosyal bilimler alanında başarılı olmak, soyut konularla uğraşmaktan hoşlanmak ve her şeyden önce entelektüel gelişmeyi amaçlamak gerekir. Felsefe bölümünü bitirenlere felsefe “Lisans diploması” verilir. Felsefe bölümü mezunları, başta Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, olmak üzere bakanlıkların eğitim ve kültür ile ilgili birimlerinde, TRT’de, üniversitelerde, kamu kuruluşları ile özel kuruluşların eğitim, kültür, insan ilişkileri, planlama ve değerlendirmeyle ilgili birimlerinde çalışma imkanı bulmaktadırlar. Öğretmenlik sertifikası olan mezunlar liselerde öğretmenlik yapabilirler. Düşünce üretebilme ve bunları yazılı olarak aktarabilme yeteneği olanlar yazar olarak basında iş bulabilirler, isterlerse akademik çalışmaya yönelme olanakları da vardır.
Endüstri Mühendisliği

Endüstri mühendisliği bölümü, ürün veya hizmet üreten kuruluşların verimliliğini yükseltmek amacıyla insan, makine ve malzemenin etkili bir şekilde kullanılması için yöntem ve tekniklerin geliştirilmesi ve uygulanması ile ilgili konularda eğitim ve araştırma yapar. Endüstri mühendisliği programında başarılı olabilmek için analitik düşünme yeteneğine sahip ve yaratıcı olmak, mühendisliğe ve sosyal bilimlere ilgi duymak gerekmektedir. Bulunması gerekli diğer önemli nitelikler arasında insanlarla işbirliği yapabilme ve düşünceleri başkalarına aktarabilme gücü sayılabilir. Endüstri mühendisliği bölümlerini bitirenler “Endüstri mühendisliği Lisans diploması” verilir. Endüstri mühendisliğinin diğer mühendislerden farkı, üretim sistemlerinin tasarım ve işletmelerinde insan faktörünü daima göz önünde bulundurması, sistemlere ve problemlerin çözümüne bir bütün olarak yaklaşabilmesi ve çeşitli mühendislik ve işletme disiplinlerinin sentezini yapabilmesidir. Endüstri mühendisleri kamu ve özel sektöre ait fabrikalarda iş bulabilirler. Endüstri mühendisliği ülkemizde gittikçe önemi artan bir mühendislik alanıdır. Gerek kamu sektöründe gerek özel sektörde endüstri mühendislerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Eczacılık

Eczacılık programı sentetik, yarı sentetik veya biyolojik kökenli ilaç hammaddelerinin elde edilmesi, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin incelenmesi, değerlendirilmesi, kaliteli ilaç üretimi ve ilaçların saklanması, kullanılması gibi konularda eğitim ve araştırma yapar.
Eczacılık fakültesine girebilmek ve bu fakültede başarılı olabilmek için normalin üstünde akademik yeteneğe ve bilimsel meraka sahip olmak, fen bilimlerine ve özellikle kimyaya ilgi duymak gerekir.
Eczacılık fakültelerini bitirenlere “Eczacılık Lisans Diploması” ve “Eczacı” ünvanı verilir. Eczacı sağlık hizmetleri grubundan bir meslek adamı, aynı zamanda bir ticaret adamıdır. Serbest eczacı olarak ilaç alıp satmak bir ticaret işidir. Ancak halka ve sağlık memurlarına ilaçların kaliteleri, nitelikleri hakkında bilgi verme ve tavsiyelerde bulunma işleri dolayısıyla eczacılık bir sağlık mesleğidir.
Eczacıların çoğunluğu kendilerine veya başkalarına ait eczanelerde, bir kısmı ise hastanelerin eczanelerinde sorumlu eczacı olarak, bazıları laboratuvarlarda, ilaç endüstrisinde araştırmacı veya ilaç tanıtıcısı olarak çalışırlar, küçük bir kısmı ise eğitim ile uğraşırlar.
Coğrafya

Coğrafya bölümünde, doğal çevrenin özellikleri ile çevre-insan ilişkileri, nüfus dağılımı ve ekonomik etkinlikler gibi konularda araştırma ve eğitim yapılır. Coğrafya alanında çalışmak isteyen bir kimsenin genel akademik yeteneğe, coğrafya yanında, biyoloji, jeoloji gibi doğal; sosyoloji, tarih gibi toplum bilimlerine ilgi duyması, doğayı incelemeye istekli olması gerekir. Coğrafya bölümünü bitirenler “Coğrafya Lisans diploması” alırlar ve “Coğrafyacı” ünvanını kazanırlar. Üniversitelerin coğrafya bölümü mezunlarının büyük bir kesimi ortaöğretim kurumlarında öğretmenlik yapmaktadırlar. Bunun dışında, yüksek lisans öğrenimi yapanlar, Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Harita Genel müdürlüğü, MTA, Elektrik İşleri Etüd İdaresi, DSİ, Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlarda ve çeşitli bakanlıklarda çalışabilirler
Biyoloji

Biyoloji bölümlerinde, canlıların evrimi, yeryüzünde dağılımı, anatomisi ve fizyolojisi üzerinde araştırma ve eğitim yapılmaktadır. Biyoloji programına girmek isteyen bir kimsenin fen derslerinde başarılı olması gerekmektedir. Biyoloji alanında çalışacak kimse, meraklı bir gözlemci, sabırlı bir araştırmacı olmalıdır. Bu alanda çalışma bazen yıllarca sürecek araştırmaları gerektirir. Onun için, bu alana girmek isteyen bir kimsenin, her şeyden önce, doğayı sevmesi, canlılarla uğraşmaktan hoşlanması ve bilimsel çalışmalardan doyum sağlayan bir kimse olması beklenir. Biyoloji bölümünü bitirenler “Biyoloji Lisans Diploması”na ve “Biyolog” ünvanına hak kazanırlar. Biyolog genellikle laboratuvarlarda canlı veya ölü bitki, hayvan ve insanın hücre veya dokularının yapısını, çeşitli kimyasal etkiler sonucu bu yapıda meydana gelen değişiklikleri inceler. Biyologlar günümüzde yoğun olarak Sağlık Bakanlığı’na ve SSK’ya bağlı hastanelerde, üniversitelerin tıp fakültelerinde, hidrobiyoloji araştırma merkezlerinde, Çevre Bakanlığına ve Tarım, Orman ve Köy İşleri Bakanlıklarına bağlı kuruluşlarda; özel sektörde, ilaç ve besin endüstrisinde çalışmaktadırlar. Öğretmenlik sertifikası alanlar Milli Eğitim Bakanlığı’na veya özel sektöre bağlı orta dereceli okullarda ve dershanelerde öğretmenlik yapmaktadırlar. Biyoloji bölümünü bitirenler, sağlık, çevre sorunları, beslenme ve eğitim gibi alanlarda çalışabilirlerse de iş bulma olanakları sınırlıdır. Araştırıcı olarak çalışmak isteyenlerin lisansüstü eğitim yapmaları gereklidir. Tarım, tıp, eczacılık, veterinerlik biyologların uygulama alanlarıdır. Biyologlar Orman, Tarım ve Köyişleri Bakanlıklarına bağlı ulusal parklar ve bahçeler müdürlüklerinde görev yapabilirler. Bazı biyologlar Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nda görev almakta, gümrüklerde yurtdışına götürülen bitki ve hayvan türlerinin denetimini yapmaktadır.

Çevre mühendisliği

Çevre mühendisliği, hava, su, toprak gibi doğal kaynakların en iyi biçimde kullanılması, bunların kirlenmesine neden olan etkenlerin kaynaklarında kontrolü ve yok edilmesi, kirlenmenin yol açtığı estetik ve ekonomik kayıpların önlenerek insan sağlığına ve refahına uygun çevre koşullarının yaratılması konularında eğitim ve araştırma yapar.
Çevre mühendisliğine girmek isteyenlerin yaratıcı, araştırıcı, azimli, üstün bir genel akademik yeteneğe sahip; matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi fen dersleri yanında ekonomi, sosyoloji gibi sosyal alanlara da ilgi duyan; daha iyi ve sağlıklı bir çevre yaratabilmek için mücadele verecek kişiler olması gerekir.
Çevre mühendisliğinden mezun olanlara “Çevre Mühendisliği Lisans diploması” verilir.
Çevre mühendisliği çağımızın sorunu olan çevre kirlenmesini önlemeyi hedef aldığı ve doğrudan insan sağlığını ve refahını korumayı amaçladığı için, önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacaktır.
Çevre mühendislerinin çoğu planlamacı olarak Bayındırlık ve İskan, Kültür, Ulaştırma, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, DSİ, İller Bankası, belediyeler, Tarım, Orman ve Köy İşleri Bakanlıkları gibi kamu kuruluşlarında görev alabilirler. Sağlık bakanlığı Merkez ve İl teşkilatlarında ve Başbakanlığa bağlı olan Çevre Genel Müdürlüğü’nde çevre mühendislerine büyük gereksinim duyulmaktadır. Özel çalışanlar yukarıda belirtilen kamu kurumları, belediyeler ya da kişi ve firmaların araştırma ve planlama işlerini yapabilmekte, İller Bankası ve Belediyelerce ihaleye çıkarılan şehir imar planlarını hazırlamaktadırlar: Ayrıca uzmanlaştıkları konulara göre ulaşım, tarihsel çevre, doğal çevre ve turizm planlaması konularında çeşitli iş alanları bulunmaktadır.

Bilgisayar Mühendisliği

Bilgisayar Mühendisliği programı bilgisayar sistemlerinin yapısı, tasarımı, geliştirilmesi ve bu sistemlerin kullanımları konularında eğitim ve araştırma yapar.
Bilgisayar mühendisliği programına girmek isteyenlerin normalin üstünde bir genel akademik yeteneğe, üstün bir sayısal düşünme gücüne ve sağlam bir mantığa sahip, dikkatli, sabırlı ve yaratıcı kişiler olmaları gerekir.
Bilgisayar Mühendisliği programını bitirenlere bu alanda “Lisans Diploması” ve “Bilgisayar mühendisi” ünvanı verilir. Bilgisayar mühendisleri çeşitli yönetim, endüstri ve hizmet alanlarında sistem çözümleyici ve uygulama programcısı, bilgisayar donanım ve yazılımı üreten ve pazarlayan firmalarda ve genellikle bilgiişlem merkezlerinde sistem programcısı, bilgiişlem merkezlerinde yönetmen, yönetim bilişim sistemleri alanında kurucu ve yönetici mühendis, veri tabanı yönetmeni, bilgisayar destekli endüstriyel sistemlerinin tasarımında ve gerçekleştirilmesinde araştırma-geliştirme mühendisi olarak görev alabilirler. Bu görevlerden ülkemizde en yaygın olanları programcı ve sistem çözümleyici görevleridir. Veri tabanı yönetmeni hemen her türlü kuruluşta gittikçe önem kazanan veri tabanı uygulamalarında veri tabanının yaratılması ve kullanımı ile ilgili konularda çalışır.
Programcı, bir işi bilgisayara yaptırmak ya da bir sorunu bilgisayar yardımıyla çözmek için gerekli işlemleri ve bu işlemlerin uygulama sırasını saptar, bilgisayar verilecek verilerin ve bilgisayardan elde edilecek sonuçların biçimini belirler, bir iş akış şeması hazırlar bu şemaya uygun olarak belirli bir porgramlama dilinde işlemlere karşı gelen komutları yazar, programın amaca uygun biçimde çalışıp çalışmadığını denetler, varsa eksikleri tamamlayıp yanlışları düzeltir, programı çalıştırır ve gerekirse programın çalışmasıyla ilgili olarak bilgisayar operatörlerine yönerge hazırlar.
Sistem çözümleyici belirli bir uygulama sistemiyle ilgili bilgi ve belge akışını, yapılması gereken işlemleri, işlem-zaman ilişkilerini çözümler, aksaklıkları ve darboğazları saptar, uygulamanın iyileştirilmesi için gerekli yöntemleri, kullanılacak araç ve gereci ve çalışacak personeli saptar, her aşamada yapılacak işlerle ilgili ayrıntılı yönergeler hazırlar ve karşılaşılabilecek güçlükler için önlemler alır.
Bilgisayar kullanımının hızla yaygınlaştığı ülkemizde bilgisayar mühendisliği bölümü mezunlarının yönetim, eğitim, endüstri, ticaret ve hizmet alanlarında faaliyet gösteren çeşitli kamu kuruluşları ile özel kuruluşlarda, bankalarda, üniversitelerde, bilgisayar donanım ve yazılımı üreten ve pazarlayan firmalarda çalışma olanakları vardır.
Astronomi ve uzay bilimleri

Astronomi ve uzay bilimleri programının amacı, uzaydaki gök cisimlerinin nitelik ve nicelik bakımından özelliklerini, konumlarını, hareketlerini araştırıp incelemeler yapabilecek ve ileri teknolojinin bu hareketlerde kullanımı gerçekleştirebilecek nitelikteki teknik insan gücünü yetiştirmektir. Bu dala ilgi duyan kişilerin matematik ve fizik derslerinde başarılı, bu bilim dalına ciddi bir ilgi duyan, sabırlı ve gözlemci kişiler olmaları beklenir.Astronomi bölümünü bitiren öğrenciye “Astronom” ünvanı ve bu ünvanı belirten “Lisans Diploması” verilir.Astronomi ve uzay bilimleri bölümünü bitirenler liselerde ve dershanelerde matematik ve fizik öğretmenliği yapabilirler. Başarılı öğrenciler, yüksek lisans ve doktora yaparak üniversitelerde araştırma görevlisi olarak çalışabilirler. Mezunların bir bölümü de Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne bağlı gözlem istasyonlarında ve rasathanelerde görev almaktadır. Astronom ve uzay bilimleri programını bitirenler çeşitli kurumlarda bilgisayar programlarının yazılımı ile ilgili görevleri de yönlendirilmektedir

İktisat

İktisat programı, tükenebilir kaynakların insanların ihtiyaçlarını karşılamak için en etkin biçimde kullanılması, bu kaynakların artırılması ve üretilen mal ve hizmetlerin bölüşümü ile ilgili konularda eğitim ve araştırma yapar.
İktisat programında temel ekonomi derslerinin yanı sıra yönetim, hukuk, işletmecilik, istatistik, uluslararası ilişkiler alanlarına ilişkin dersler de veriler. Okutulan derslerin amacı öğrencilere genel bir bilgi kazandırmanın yanında çözümleme ve eleştirme gücünü geliştirmektir.
Bu alanda öğrenim yapmak isteyenlerin akademik yeteneğin yanı sıra, sayısal düşünme yeteneğine de sahip olmaları beklenir. Başarılı olabilmek için her şeyden önce araştırma, inceleme yapmayı, yönetim ve idari alanlarda çalışmayı sevmek önemlidir. Yaratıcılık da bu alanda başarıyı artıran bir özelliktir.
Üniversitelerin iktisat bölümlerinden mezun olanlara “Lisans Diploması” verilir. Bölüm mezunları işgücü piyasasında İktisatçı olarak görev alırlar. İktisatçılar çalıştıkları kurumda hammadde ve insan gücü kaynaklarının en karlı biçimde kullanılmasına ve üretilen malların pazarlanmasında en uygun yöntemlerin bulunmasına çalışırlar.
Mezunlar çok çeşitli alanlarda iş bulabilmekle birlikte, son yıllarda en çok bankalar ile eğitim ve araştırma kurumlarında istihdam edilmektedirler

İnşaat Mühendisliği

İnşaat mühendisliği programı, her türlü bina, baraj, havaalanı, köprü, yol, liman, kanalizasyon, su şebekesi vb. hizmet ve endüstri yapılarının planlanması, projelendirilmesi, yapımı ve denetimi konuları ile ilgili eğitim ve araştırma yapar.
İnşaat mühendisliği alanında çalışmak isteyen bir kimsenin sayısal akıl yürütme gücüne sahip; matematiğe, fiziğe, ekonomiye ilgili ve bu alanda iyi yetişmiş bir kimse olması gereklidir. Her bilim dalında olduğu gibi, inşaat mühendisliğinde de, kişinin bilgilerini anlamlı bir düzen içinde bir araya getirerek sentez yapabilme ve bundan yararlanarak problem çözebilme yeteneğini geliştirmiş olması gereklidir.
Ayrıca iş sahipleri ve işçilerle iyi ilişkiler kurabilen, sabırlı, hoşgörülü ve düşüncelerini başkalarına iletebilen bir kimse olmak da inşaat mühendisliğinde aranan kişilik özellikleridir.
İnşaat mühendisliğini bitiren öğrenciye “İnşaat Mühendisliği Lisans Diploması” ve “İnşaat Mühendisi” ünvanı verilir.
İnşaat mühendisliği kurucu mühendislik alanlarının başında gelir. İnşaat mühendisliği geniş bir alanı kapsadığından çeşitli dallarda uzmanlaşma gereği duyulmaktadır. Bu alanların başlıcaları, yapı mühendisliği, temel mühendisliği, su mühendisliği, malzeme bilimi, ulaşım vb. konulardır. Lisansüstü öğretim düzeyinde, öğrencinin bu alanlardan birinde bilgi ve yeteneğini geliştirmesi ve seçtiği alan içinde bulunan belli bir problem üzerinde özgün araştırma yapması beklenir.
Uzmanlık ve çalışma alanı ne olursa olsun inşaat mühendisi kuracağı yapının dayanıklılığını sağlamakla yükümlüdür. Bunun yanında, inşaat için gerekli malzeme ve personeli, bunların maliyetini hesaplar, malzemeyi satın alır, iş planını hazırlar, inşaatı denetler. Bu çalışmaları, yakın mesleklerden kişilerle işbirliği ve dayanışma içinde gerçekleştirir.
İnşaat mühendisliği çalışmalarının önemli bir bölümü büroda gerçekleştirilirse de, yine önemli bir bölümü uygulama alanında yer alır. Bu nedenle, inşaat mühendislerinin bazıları büroda, bazıları şantiyede, pek çoğu da her iki alanda görev yaparlar.
Ülkemizde inşaat mühendisleri, Bayındırlık ve İskan, Orman, Tarım ve Köyişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Ulaştırma Bakanlıklarında, DSI ve Karayolları Genel Müdürlüklerinde, kamu iktisadi teşekküllerinde görev almakta, bir kısmı ise serbest çalışmaktadır. Gelecekte inşaat mühendislerine duyulan gereksinme daha da artacaktır. İnşaat mühendisleri müteahhit olarak serbest de çalışabilirler
İşletme

İşletme programı fabrika, çiftlik, banka, sigorta, maden gibi mal ve hizmet üreten kuruluşlarda üretimin daha verimli bir biçimde yapılabilmesi için izlenecek yollar konusunda çalışacak elemanları yetiştirir.
İşletme okumak isteyen bir kimsenin üstün bir genel akademik yeteneğe ve sayısal düşünme yeteneğine sahip olması, matematik, sosyoloji, psikolojiye ilgi duyması ve bu alanlarda başarılı olması gerekir. Ayrıca, görevi gereği çalıştığı kurumdaki diğer personelle ve halkla sıkı ilişkiler içinde olduğundan bir işletmecinin sabırlı, anlayışlı, hoşgörü sahibi ve insan ihtiyaçlarına karşı duyarlı, fikirlerini başkalarına anlatabilme ve insanları inandırabilme gücüne sahip bir kimse olması, kısaca insanlarla etkileşimde bulunmaktan hoşlanması gereklidir.
İşletme eğitimini bitiren öğrenciler “Lisans diploması” almaya hak kazanırlar ve “İşletmeci” ünvanı ile çalışılar.
Kendini iyi yetiştirmiş, sosyal yönü kuvvetli ve yabancı dil bilen bir işletmeci iş bulma sorunu yoktur. İşletme bölümü mezunları, özel sektörden kamu kuruluşlarına kadar her türlü teknolojiyi kullanma bilgi ve becerisine sahip, işletmede pazarlama, planlama, örgütleme ve denetim bölümlerinde teknik eleman ve yönetici olarak çalışabilirler
İşletme Mühendisliği

İşletme mühendisliği programı, işletmelerin teknik kadroları ile sosyal bilimler eğitimi görmüş işletmeci kadroları arasındaki bağı kurabilecek yönetim elemanları yetiştirme amacına yönelik eğitim ve araştırma yapar.
İşletme mühendisliği bölümüne girebilmek ve bu bölümde başarılı olabilmek için bir öğrencinin üstün bir genel akademik yeteneğin yanı sıra, özellikle sayısal düşünme yeteneğine sahip, matematik, fizik, kimya gibi temel fen derslerinde, sosyoloji ve psikoloji gibi sosyal bilim derslerinde başarılı olması gerekir.
İşletme mühendisliği bölümünü bitiren öğrenciye “Lisans Diploması” ve “İşletme Mühendisi” ünvanı verilir.
İşletme mühendisi fabrikalarda üretim faaliyetleri ile ürünün pazarlanması ve maliyetin hesaplanması gibi işletme faaliyetleri arasındaki eşgüdümü sağlar, üretimin planlanması için malzeme, insan gücü, para ve zamanın en ekonomik biçimde kullanılması için gerekli düzenlemeleri yapar.
İşletme mühendisi gerek fabrikalardaki üretim faaliyetleri, gerek bürolardaki öteki işletme faaliyetleri alanlarında çalışarak, sadece sosyal bilim ya da sadece mühendislik eğitimi görmüş kadrolar arasında iletişim ve eşgüdümü sağlar. Bu kadroların bir tür ara kesitini oluşturur.
İşletme mühendisleri, işletmelerde, atölyelerde planlama, pazarlama ve finansman bölümlerinde görev alabilirler.
İşletme mühendisi, bir işletmeciye oranla çok daha fazla sayısal yöntemler kullanır; bir endüstri mühendisine göre ise işletmenin mali ve beşeri yönetimine çok daha fazla katkıda bulunur.
İşletme mühendisliği Türkiye’de giderek aranan bir meslek olma yolundadır. Ülkemiz hızlı bir sanayileşme süreci içindedir. Bu süreç işletme mühendisi ihtiyacının artmasına neden olmaktadır. Özellikle kamu iktisadi teşekküllerine bağlı büyük işletmelerde, özel sektörün büyük fabrikalarında üretim faaliyetleriyle işletme faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlayan işletme mühendislerine gelecekte duyulan gereksinme daha da artacaktır. Bu nedenle, mezunların iş bulma olanakları oldukça geniştir
Jeodezi Ve Fotogrametri Mühendisliği

Yeryüzünün biçim ve büyüklüğünün ölçülerek standart haritalarda çizgiler halinde gösterilmesi, sualtı haritalarının yapımı, yeraltı ve yerüstü maden işletmeleri ile ilgili ölçme ve değerlendirme çalışmaları jeodezi ve fotogrametrinin inceleme alanına girer.
Ayrıca, ölçmeler sırasında çoğu kez açık havada ve değişik iklim koşullarında çalışma gerektiğinden jeodezi ve fotogrametri mühendislerinin bedence sağlıklı olmaları ve açık havada çalışmaktan hoşlanmaları beklenir.
Ölçme aletlerinin iyi kullanılabilmesi ve ölçmelerin hatasız yapılabilmesi bakımından el ve göz işbirliği, jeodezi ve fotogrametri alanında çalışacak kişilerde aranan önemli becerilerdendir. Jeodezi ve fotogrametri mühendisliği ekip halinde çalışmayı gerektiren bir meslek olduğundan bu alanda çalışan kimsenin sabırlı ve hoşgörülü olmasıda gereklidir.
Jeodezi ve fotogrametri bölümünü bitirenler bu alanda “Lisans Diploması”na ve “Mühendis” ünvanına hak kazanırlar.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisinin görevleri, teknik ve hukuki görevler olarak iki kısımda incelenebilir.
Büyük arazilerin ayrıntılı ölçümlerinin yapılması, karayolları yapılacak arazilerin inşaat koşullarına uygunluk açısından ölçülmesi, yeraltı ve madencilik çalışmaları için konum, biçim, derinlik, hacim vb. konularda ayrıntılı bilgi verecek ölçümlerin yapılıp haritalarının çizilmesi jeodezi ve fotogrametri mühendislerinin teknik görevlerindendir.
Şahıslara ait taşınmaz malların sınırları mevcut belgelere göre belirlenemediği zaman jeodezi ve fotogrametri mühendislerine bilirkişi olarak danışılır. Jeodezi ve fotogrametri mühendisleri verecekleri bilgilerle teknik yönden gerçeğe uygun sınırın saptanmasına yardımcı olurlar. Bu danışmanlık görevi jeodezi ve fotogrametri mühendislerinin hukuki görevlerindendir.
Ülke savunması, taşınmaz mal hukukunu güvence altına alan ülke kadastrosu, şehir imar planları, toprak dağıtımı, ormancılık, yol yapımı, sulama ve kurutma, elektrik ve etüd, coğrafi-jeolojik ve arkeolojik araştırmalar, vergileme, doğal afetlerden korunma vb. işler jeodezi ve fotogrametri mühendislerinin çalışma alanlarıdır. Bütün bu alanlarda yapılacak çalışmalarda jeodezi ve fotogrametri mühendisi, bilgisine başvurulan önemli bir teknik elemandır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisleri, Bayındırlık ve Iskan, Orman, Tarım ve Köy İşleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Ulaştırma Bakanlıklarında, Tapu Kadastro ve Harita Müdürlüklerinde, belediyelerde görev alırlar. Bunların bazıları hem harita yapan, hem de kullanan kuruluşlardır
Jeodezi ve fotogrametri mühendisliğine duyulan gereksinme son yıllarda giderek daha çok anlaşılmaya başlanmıştır
Jeodezi Mühendisliği

Jeofizik mühendisliği programı petrol, her çeşit maden ve endüstriyel minerallerin aranması, bulunan rezervlerin özelliklerinin tesbiti ve maden mühendisleri tarafından işletilmeye başlanıncaya kadar jeoloji mühendisleri ile işbirliği yaparak arazi çalışmaları yapılması, ayrıca yeraltı suyu ve jeotermal enerji araştırmaları ile baraj, demiryolu, karayolu ve havaalanlarının zemin etüdleri ve deprem ile ilgili eğitim ve araştırma etkinliklerini yürütür.
Jeofizik mühendisliği programına girmek isteyenlerin, normalin üzerinde bir genel akademik yeteneğe sahip, temel bilimlere ilgili ve bu alanda başarılı, açık havada çalışmaktan hoşlanan, bedence güçlü kimseler olmaları gerekir.
Mezunlara “Lisans Diploması” ile “Jeofizik Mühendisi” ünvanı verilir. Jeofizik mühendisi, kendisine en yakın meslek üyesi olan jeoloji mühendisi ile aynı kurumda çalıştığında, genelde, jeoloji araştırmaları ile kesin sonuca gidilemeyen problemlerin çözümünde etkili olur.
Jeofizik mühendisi arazide veya laboratuvarda ölçü alır, gerekli düzeltmeleri uygular ve böylece elde ettiği sonuçları yorumlar. Jeofizik mühendisi bu yorumlamaları dolayısıyla daima keşif işi yapmaktadır.
Jeofizik mühendisleri hemen hemen her zaman yeryüzünün altı ile uğraşır, yeraltındaki petrol cevher, yeraltı suyu araştırmaları ile büyük köprü, bina ve barajların zemin ölçüleri gibi konularda çalışır. Bir bakıma yeraltının röntgenini çıkarır.
Jeofizik Mühendisliği

Jeofizik mühendisleri, Maden Tetkik Arama, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Devlet Su Işleri, Etibank Genel Müdürlüğü, Türkiye Kömür İşletmeleri, Elektrik İşleri Etüd İdaresi, Toprak-Su, Yol-Su-Elektrik Kurumu, yabancı petrol şirketleri, özel maden ve sondaj şirketleri ile büyükşehir belediyelerinde çalışmaktadırlar.
Jeoloji

Jeoloji, yerkürenin başlangıcından bugüne kadar geçirdiği yapısal değişmeleri, yerkabuğunun yüzeyinin ve altının bugünkü durumunu inceler. Jeoloji mühendisliği bölümü jeoloji biliminin sağladığı bilgilerin mühendislik alanına uygulamasına ilişkin kuram ve yöntemler konusunda eğitim ve araştırma yapar.
Jeoloji mühendisliği alanında çalışacak kişinin üstün bir akademik yeteneğe sahip, jeoloji, fizik, kimya, matematik, coğrafya ve ekonomiye ilgili ve bu alanlarda başarılı, açık havada çalışmaktan hoşlanan bir kimse olması gerekir.
Üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümünü bitirenler bu alanda “Lisans Diploması”na ve “Jeoloji Mühendisi” ünvanına hak kazanırlar. Jeoloji mühendisi çalıştığı kurumda yeraltındaki doğal kaynakların maden, petrol, endüstriyel hammaddeler, yeraltı suyu, jeotermik enerjinin bilimsel ve teknik yöntemlerle araştırılmasına, bulunmasına ve rezervlerin hesaplanmasına; kentleşme alanları liman, havaalanı, baraj yerleri ile tünel, karayolu ve demiryollarının geçeceği yerlerin en uygun jeolojik özelliklerine göre seçilmesine çalışır, bu alanda araştırma ve incelemeler yapar. Jeoloji mühendisi, yeryüzünün jeolojik haritalarını yapar, yeryüzü ve yeraltına ait elde edilen bilgileri bütünleştirerek uygulamaya dönüştürür.
Jeoloji mühendisleri, jeofizik ve maden mühendisleri ile yakın bir işbirliği içinde çalışırlar.
Bu alanda çalışanların büyük bir bölümü kamu kuruluşlarında, pek azı ise özel sektörde çalışmaktadır. Jeoloji mühendislerinin çalıştığı belli başlı kuruluşlar şunlardır: MTA, T.P.A.O., DSI, İller Bankası, Etibank, TKİ, Devlet Karayolları, Seramik ve Cam Fabrikaları, Deprem Araştırma Enstitüsü ve özel sektördür.

Sonraki Sayfa »

Türkiye'nin En Kaliteli Toplisti sohbet