Ücretsiz Sohbete Giriş Bölümü
Bir Rumuz yazınız:
Bay Bayan

Kadınlar Feminen Erkekleri Beğeniyor

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

İngiliz kadınları şimdilerde “artık en güçlü olanın yaşamasını sürdürme ilkesi”nin günümüzde geçerliliğini yitirmiş olması sebebiyle kadınsı görünen erkekleri tercih ediyor. Buna göre kadınların artık kendilerini savunacak, koruyacak erkeklere ihtiyacı yok. Günümüzde daha güçlü ve koruyucu erkekler yerine hassas, romantik, evde kendisine yardım eden, onu düşünen feminen erkeklerden hoşlanıyor.

Kadınların hoşlandığı Hollywood aktörleri de aynı şekilde maskülenden feminene doğru değişiklik gösterdi. Şimdilerde kadınlar Clark Gable ve Sean Connery gibi maskülen erkeklerdense, Orlando Bloom ve Johny Depp gibi feminen erkeklerden hoşlanıyor.

Tarihte kadınlar genellikle kare çeneli, düşük bakışlı, ince dudaklı güçlü erkekleri seçiyorlardı. Ancak bu seçimin bir bedeli vardı. Erkekler ne kadar maskülen olurlarsa eşlerine çocuklarını büyütmek konusunda o kadar az yardımcı oluyorlardı. Araştırmacılara göre, günümüzde sağlık hizmetleri oldukça iyi, bu yüzden kadınlar artık çocuklarının nasıl olacakları konusunda endişelenmiyor ve daha feminen görünümlü erkekleri seçiyorlar.

Bir üniversite tarafından 30 ülkede 4500 kadın üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre,  sağlık hizmetlerinin kalitesi, sağlık sorunlarının rahatlıkla tedavi edilmesi ile kadınların beğendikleri erkek seçimleri arasında doğrudan bir ilişki ortaya çıktı. Sağlık hizmetlerinin kötü olduğu ülkelerde de kadınların tercihi yine daha güçlü erkeklerden yana.

En iyi sağlık hizmetine sahip olan İsviçre’de kadınların yüzde 68′i feminen erkekleri tercih ediyor. Bunun aksine en kötü sağlık hizmetine sahip Brezilya’da kadınların yüzde 55′i maskülen erkekleri seçiyor.

Kırmızı Etin Fazlası Gözlere Zararlı

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

Avusturalya’da 7.000 kişi üzerinde yapılan araştırmada, kişilerin 8-10 yıl boyunca yemek yeme alışkanlıkları incelendi. Yapılan araştırma sonucunda, haftada 10 defadan fazla kırmızı et tüketen kişilerin, 5 kereden daha az yiyenlere oranla sarı nokta hastalığına (Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu) yakalanma riskinin %47 daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Sarı Nokta’ya karşı en fazla koruyucu özelliğe sahip besinleri ise sebze ve meyveler oluşturuyor. Koyu yeşil lifli sebzeler, antioksidan özelliği ve güçlü lutein içeriği ile Sarı Nokta’ya karşı koruyabiliyor.

Lutein; en çok ıspanak, brokoli gibi yeşil sebzelerde ve sarı renkli meyvelerde bulunuyor. Ancak yaşa bağlı makula dejenerasyonu hastalığını önlemek için gerekli miktarı bu besinlerle beslenerek almak çok güç olmaktadır. Çünkü yeterli miktarı tüketebilmek için belirtilen besinlerden günlük olarak çok fazla miktarlarda yemek gerekmektedir (örn: Günlük 1,2 kg mısır veya 48 adet yumurta gibi). Bu öğeler, mikronutrisyon* ürünleri yani lutein ve antioksidan desteği olarak dışarıdan sağlanabilir ve sarı nokta hastalığı riski önemli oranda azalabilir.
 
* Mikronutrisyon, mikro beslenme ile eş anlamlı olup, özellikle vücut için gerekli besin desteklerinin istenen oranda alınması şeklinde tanımlanabilir. Mikro beslenmenin en net örneklerinden birinin vitaminler olduğu söylenebilir.

İştah Bastırma Önerileri

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

iştah bastıran önerilerGörme alanına giren çikolatalı çörekleri savuşturmaya hazır mısın?

1- Sakız çiğnemek iştahı azaltır. Öğlen yemeğinden sonra bir, iki ve üç saat aralıklarla sakız çiğnemek iştahı azlatır.

2- Diyet uygulamakta başarılı, azimli ve iradeli insanların canı asla bir şey çekmez! Yanlış. Diyet sırasında yeme içme arzusuna yenik düşen ve sonra yoluna devam edenler, kilo kaybetme konusunda daha başarılı ve istikrarlı oluyor.

3- Her gün aynı şeyleri yemek iştahı artırıyor. Her gün aynı gıdalarla beslenmek baskıyı artırarak iştahlanmaya sebep oluyor.

4- Her gün aynı gıdaları tüketirsen, canın zırt pırt bir şeyler çeker.

5- Çikolata bağımlılık yapar. Doğru. Journal of American Dietetic
Association’a göre, çikolatanın biyolojik olarak bağımlılık yaratan
bir gıda olup olmadığı kanıtlanmamış olsa da, en arzulanan yiyecek olduğu kesin.

6- Canın bir şey çekiyorsa, dikkatini başka yöne vermelisin.
Yanlış. Başka bir şeye bakman ya da koklaman daha etkili olur. Finders Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, görsel ve duyusal etkenler daha fazla işe yarıyor.

7- Kadınların daha fazla canı bişey çekiyor. Doğru. Özellikle de konu abur cubur olunca. Illinois Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, kadınların kurabiye, şekerleme gibi tatlı yiyeceklere, erkeklere göre daha meraklı olduğu ortaya çıktı.

İşte Zayıflayamama Nedeniniz!

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

 

Soru şu ki neden bütün dünyadaki kadınlar olarak bu problemle mücadele etmek zorundayız? Her türlü programı denediniz ama sonuç olarak bir çözüm bulamadınız mı? Ancak ilk önce sağlığınıza odaklanmalısınız. Bunun sonucunda kilonuz kendi kendine düzene girecektir.

Aslında yediklerinizin ve içtiklerinizin sizin için iyi olmadığını biliyoruz. Bu yiyecekler şeker içeren yiyeceklerdir. Şekerle dolu yiyecekler ve içecekler tüketiyoruz. Sonuç olarak vücudunuz bunu sindirmekte zorlanıyor ve yağ olarak depoluyor. Bunun yanı sıra vücudunuz toksinlerle ne yapacağını bilemediği için bunu yağ olarak depolar ve bize selülit olarak geri döner.

Sağlıksız yiyecekler ve içecekler bir asit tabanı oluştururlar. Ayrıca stresinde asit seviyesini artırdığını biliyoruz. Sonuç olarak vücudunuz asit tabakasından korunmak için onun üzerini yağ ile kaplar.

Asitten korunmak için vücudumuz depoladığı yağların eritilmesine izin vermez. Düzenli olarak egzersiz yapsanız bile, asidin organlarınıza zarar vermemesi açısından vücut bu yağları yakmaz.

Sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersizlerin yaşam tarzınız olmasını sağlayın!

Şehirli kadının derdi kaza gebeliği

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

Şehirli kadının derdi kaza gebeliği trans

Şehirli kadının derdi kaza gebeliği

Hiç beklenmeyen bir anda, ‘kaza gebeliği sonucu’ anne adayı olduğunu öğrenen kadınların sayısı hiç de az değil. Üstelik bunlardan bazıları şehirli, iyi eğitim almış kadınlar.

2804

trans
Eksik bilgiler nedeniyle iyi eğitim almış şehirli kadınların da yeterli korunamadığını belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alihan Özcan, doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Doğum kontrolünü etkili bir şekilde yapamamak tüm dünyanın sorunu ama gelişmekte olan ülkelerde daha fazla özen gösterilmesi gereken bir durum. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alihan Özcan, bu konudaki eğitimin yetersiz olduğunu, sadece köylerde değil şehirlerdeki kadınların da etkili korunmadıklarını belirterek, “Kaza gebeliği iyi eğitim görmüş kadınlarda da sık rastladığımız bir durum. Hala geleneksel yöntem olarak ifade ettiğimiz geri çekme metodunu kadınlar, bir doğum kontrol yöntemiymiş gibi kullanıyor” diyor.

SUÇLU YOK, BİLGİLENME EKSİKLİĞİ VAR

Doğum kontrolünü etkili bir şekilde yapmayı başaramayan ülkelerde “kaza gebelikleri” ve dolayısıyla kürtaj oranları yükseliyor. Kişiler, doğum kontrol yöntemleri hakkında eksik bilgilendirildikleri için de sorun, çözülemiyor. Bu eğitimin mutlaka yapılması, özellikle sağlık ocaklarında ve okullarda etkili bir eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Alihan Özcan, şunları söylüyor: “Kadınlar ‘yumurtlama günüm değil’ diye düşünerek, hata yapıyorlar. Bu, olayı hafife almaktan kaynaklanıyor.

Gebe olduklarını öğrendikten sonra da ‘ben nasıl gebe kaldım!’ diye şaşırıyorlar. Oysa, her kadının mutlaka doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi edinmesi gerekiyor. Okullarda ders programı olarak geçmiyor. Hala leylek getirdi sohbetleri yapılıyor. Bu konuda konuşulduğu zaman yüzler kızarıyor, gözler kaçırılıyor, kimse konuşmak istemiyor. Sonuçta, çok iyi eğitimli insanlar bile kaza gebeliğini sık yaşıyor.”

EVLENMEDEN ÖNCE HAP, SONRA SPİRAL

Doğum kontrol yöntemlerinin tercihi konusunda da farklılıklar yaşandığını söyleyen Dr. Alihan Özcan, evlenmeden önceki dönemlerde doğum kontrol hapları, evlilik başlayınca ise spiral kullanımının arttığına dikkat çekiyor. Dr. Alihan Özcan, spiral hakkında yanlış bilgilenmeler olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor:

“Çocuk doğurmuş insan spiralle korunmayı tercih ediyor. Çünkü doğum kontrol hapları ve prezervatif kullanışlı, pratik gelmiyor. Uzun süre spiral kullanmak sakıncalı değil. Ama 6 ayda bir sağlık merkezine giderek kontrolden geçmek gerekiyor. Çünkü kayma, yer değiştirme, enfeksiyon ya da düşme gibi çeşitli durumlar söz konusu olabilir.”

HAPLAR 10-15 YIL KULLANILABİLİR

Doğum kontrol haplarının 10-15 yıl boyunca kullanılabildiğine ve kadınları menopoz dönemine kadar koruyabileceğine dikkat çeken Dr. Alihan Özcan, bu hapları kullanmak isteyenlerde bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. “Sigara içiyor mu, içmiyor mu, kronik hastalığı var mı, ameliyat olmuş mu, alerjisi var mı bunlara bakılması lazım. Yoksa hap tehlikeli olabiliyor” diyor.

Şeker hastalarının da bu hapları kullanması mümkün olduğunu söyleyen Dr. Özcan, şeker hastalarında enfeksiyon riskinin vajinadaki glikozun fazlalığından dolayı artığına dikkat çekerek şunları söylüyor: “Vajinadaki glikozun çokluğu, bu kişilerde havuz enfeksiyonlarının görülme oranını artırıyor. Bu nedenle şeker hastası kadınların ilaç kullanıyorlarsa her üç ayda bir hekime gitmeleri önemli”.

ŞEHİRLİ KADIN SPİRALİ TERCİH EDİYOR

Şehirli kadınlar spirali daha kullanmayı tercih ediyor. Bunun nedeni de hareketli bir iş yaşamı. Günlük yaşamda koşturmaca çok olduğundan çalışan şehirli kadınlar, hapları düzenli almakta zorluk çekiyor. Eğer haplar belirli bir düzenle alınmazsa, koruyuculuğu kalktığından ‘kaza gebeliği’ oluşuyor. Dr. Alihan Özcan, doğum kontrol haplarının mutlaka düzenli alınması gerektiğini belirtiyor.

KÜRTAJ SON ÇAREDİR, PLANLAMA YÖNTEMİ DEĞİLDİR

Kürtajın aile planlaması yöntemi olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Alihan Özcan, kürtajın olumsuzlukları hakkında şunları söylüyor:

- Bu her zaman en son çare olmalıdır. Asla bir aile planlaması yöntemi olarak görülmemelidir.
- Kürtaj bir “boşaltma” yöntemidir; rahim yatağına dokunuyorsunuz, kanama, enfeksiyon, delinme riski var. Kadınların doğurganlığını etkileyecek kötü sonuçlara neden olabilir.
- Kürtajın sonucunda adet görülemeyebilir.
- Rahim yatağında yapışıklık oluşabilir.
- Kürtaj sayısı artınca, tekrarlayan düşükler olabilir.
- Rahim ağzında yetersizlik olabilir.
- Kürtaj sırasında rahimağzı genişletildiğinden adale dokusuna zarar verilebiliyor. Dolayısıyla, anne karnındaki bebeğin tutunma ihtimali düşüyor.

Hamileliğe hazır mısınız?

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

Hamileliğe hazır mısınız? trans

Hamileliğe hazır mısınız?

Kendinizi artık çocuk yapmaya hazır hissediyorsanız cinsel hayatınızı yeniden programlamanız gerekiyor.

2445

trans
Kendinizi artık çocuk yapmaya hazır hissediyorsanız cinsel hayatınızı yeniden programlayın. Adetleri düzenli olan bir kadında hamile kalmak için en uygun dönem, adetin ilk gününden itibaren 11 ila 17′nci günler arasıdır. Eğer bu günlerde cinsel ilişkiye girerseniz hamile kalma şansınız artar..

Marmara Üniversitesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Kavak; hamileliğe hazırlanma yöntemlerini anlattı:

* Sizce en sağlıklısı planlı hamilelik mi, yoksa sürpriz olanı mı?

Planlı hamilelik hem kadın hem de bebek için en sağlıklısıdır. Doğum kontrol hapını bırakır bırakmaz hamile kalan kişilerin bebeklerinde kromozom anomalisi olma ihtimali yüksek olduğu için, hapların bırakılmasından en az 3 ay sonra hamile kalınmalıdır.

* Bir kadın hamileliğe kaç ay önceden hazırlanmalı?

Öncelikle kadın fiziksel ve ruhsal açıdan anneliğe hazır olmalı. Özellikle doğum kontrol hapları kullanan kadınlar en az 3 ay önce hapları bırakmalı, geçen sürede kontrollü cinsel ilişkide bulunmalı. Hamile kalmadan 2 ay öncesinden başlayıp, hamileliğin ilk 3 ayında da devam edecek şekilde günde 0.4 mg. folik asit kullanımı, bebekte sinir sisteminde problem olma ihtimalini yüzde 80 azaltır. Eğer annenin daha önce böyle problemli bebeği varsa folik asit kullanımının günde 4 mg. olması gerekir. Bir ailede daha önceden sinir sistemi sorunlu bebek varsa; bir sonraki gebelikte kadının yine aynı problemle bebek doğurma ihtimali yüzde 3-5 daha fazla artmıştır.

YATAKTA BİRAZ BEKLEYİN

* Hamileliğe hazırlık için neler yapmalı?

Anne adayı üç ay öncesinden genel bir check-up’tan geçip, smear testi ve jinekolojik muayene yaptırmalı. Türk kadınlarının büyük kısmında anemi (kansızlık) olduğu için anemi araştırması yapılmalı. Anemisi varsa hamilelik öncesi normal seviyeye getirilmeli. Enfeksiyon hastalıkları açısından da anne adayı taranmalı. Hepatit B, C, HIV ve kızamıkçık virüsleri bizim için gebelikteki en büyük sorunlardır. Eğer annenin kızamıkçık açısından bağışıklığı yoksa mutlaka kızamıkçık aşısı yapılmalı. Bu da hamile kalmadan en az 6 ay önce planlanmalı. Eğer hamilelikte kızamıkçık geçirilirse; bebekte ağır sakatlıklara yol açmaması için gebeliğin sonlandırılması gerekebilir. Bu arada kadın sigara ve alkol gibi alışkanlıklardan kendini uzaklaştırmalı. Eğer ağır bir iş hayatında çalışıyorsa bunu yeniden organize etmeli.

* Ne sürede çocuk olmazsa çift sorun olduğundan şüphelenmeli?

Normalde bir sene korunmamasına rağmen çiftin çocuğu olmamışsa ‘neden olmuyor’ diye araştırmaya başlaması gerekiyor. Anne ve babanın yaşı eğer 35 ve üzerinde ise gebe kalma süresi 6-8 aya iner. Sonrasında zaman kaybedilmeden uzman bir hekimden yardım alınmalı.

* Çocuk sahibi olmak için ne zaman seks yapmalı?
Adetleri düzenli olan bir kadında, hamile kalmak için en uygun dönem; adetin ilk gününden itibaren 11 ila 17′nci günler arasıdır. Bu günlerde cinsel ilişkiye girmek hamile kalma olasılığını arttırır. Cinsel ilişkiden sonra hemen yataktan kalmamak, vajinanın yıkanmaması gibi yöntemler de hamileliğin oluşmasında etkilidir.

HER GECE SEKS GEREKMEZ

* Her gün seks yapmak çocuk ihtimalini artırır mı?

Önemli olan kadının yumurtlama dönemine yakın günlerde cinsel ilişkinin yaşanmasıdır. Her gece ya da gün aşırı seks yapılması, sonucu etkilemez. Adetleri düzensiz olan kadınlarda yumurtlama gününü tam olarak tayin etmek güç olabilir. O zaman vücut sıcaklığını ölçmek, işe yarayan bir işlem olabilir. Yumurtlamadan hemen sonra vücut sıcaklığı arttığı için adet dönemi test edilebilir. Bunu takiben 11 ila 17′nci günler arasında cinsel ilişkiye girildiğinde gebelik elde edilme olasılığı yükselir.

* Çocuk yapmak için özel afrodizyaklar faydalı olur mu?

Birtakım bilimsel araştırmalar; kız çocuk isteyen anne babaların hamile kalınmadan 4-5 ay önce vitamin ağırlıklı beslenmesinin etkili olduğunu gösterdi. Hem anne hem babanın protein ağırlıklı diyet yapmasının ise çiftin erkek çocuk ihtimalini arttırdığı söyleniyor.

100 kadından 40′ı adet döneminde başka biri oluyor

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

100 kadından 40′ı adet döneminde başka biri oluyor

Pek çok kadının ortak sorunu, Adet Öncesi Gerginlik Sendromu. Başağrısından öfkeye kadar bir dizi şikayete yol açan bu sendroma karşı çeşitli tedavi yöntemleri uygulanıyor.

3613

trans
Acıbadem Maslak Hastanesi Adet Öncesi Gerginlik Sendromu Kliniği Sorumlusu Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk, bu durumun bir hastalık olmadığı için kadının yaşam kalitesini ve sağlığını artırmak için tedavi uygulandığını belirtiyor.

Kadınlar her ay adet dönemlerine yakın fiziksel ve ruhsal gerginlikler yaşıyor. İşyeri ve aile içi tartışmaları en çok bu dönemde oluyor. Çünkü kadınların hoşgörüsü, sabrı, dayanma gücü en aza iniyor.

Gece sürekli delinen uyku, şiddetli baş ve karın ağrıları, halsizlik, aşırı tatlı yeme isteği, mutsuzluk, karamsarlık duygusu kadınları esir alıyor. Her ay tekrarlanan Adet Öncesi Gerginlik Sendromu olarak tanımlanan bu değişiklikler, kadınların hayatını zorlaştırıyor. Kadınların bu zor anlarıyla başa çıkmalarına yardımcı olmak ve hayatını kolaylaştırabilmek amacıyla Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Adet Öncesi Sendromu yaşayan kadınlara özel bir klinik kuruldu.

“Adet Öncesi Gerginlik Sendromu Kliniği” Sorumlusu Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk, adet öncesi dönemde her 100 kadından 95′inin fiziksel ve ruhsal gerginlikler yaşadığını, yüzde 40’ının ise bu gerginlik yüzünden günlük yaşamda sorunlarla karşı karşıya kaldığını, bunların da yüzde 5-10’unun çok ciddi boyutlarda rahatsızlık duyduğunu ifade ediyor. Üstelik bu belirtiler her kadına göre de değişiyor. Sendrom; adetten 2–14 gün öncesinden başlayan fiziksel ya da ruhsal çok değişik bulguların ortaya çıkması fakat adet kanamasıyla birlikte 10–12 günlük süre içinde kaybolması, adeta değişik bir kişilik yapısında hayatını sürdürmesi, ay ve ay tekrar etmesi ile kendini belli ediyor.

Belli başlı belirtiler şunlar:

 Baş ağrısı
 Göğüslerde hassasiyet ve dolgunluk hissi
 Karında şişkinlik ve ağrı
 Vücutta ödeme bağlı şişkinlik oluşması
 Tatlı ve tuzluya iştah duyulması
 Ruhsal bir gerginlik hali
 Sabırsızlık
 Duygusal dalgalanmalar (bir anda gülerken, bir anda ağlamaklı olmak)
 Hoşgörüsüzlük
 Sinirli ve sert davranışlar

Eğer bu belirtiler kişinin günlük yaşantısında ciddi bozukluklara neden olmuyorsa, tedaviye gerek duyulmuyor. Ancak hasta bundan rahatsız olup geliyorsa, ilişkilerinde kopukluklar yaşıyorsa, mesleki yaşamı etkileniyorsa Adet Öncesi Gerginlik Sendromu ile ilgili destek verilmesi gerekiyor.

SARA, MİGREN ATAKLARINI ARTIRIYOR

Adet öncesi dönemde kendi tanısını almış birçok tıbbi rahatsızlık (sara, migren, astım nöbetleri, alerjik reaksiyonlar gibi) artabiliyor. Bu hastalıklar kendilerine özgü tedavilerinin yanısıra, Adet Öncesi Gerginlik Sendromu’nun tedavisinden de yarar görebiliyorlar. Sara hastası bir kadın adet öncesinde hastalığıyla ilgili bir alevlenme yaşıyorsa, Adet Öncesi Gerginlik Sendromu tedavisinden de sara adına yarar görebiliyor.

PROGESTERON HORMONU VÜCUDUN DÜZENİNİ ALTÜST EDİYOR

Adet öncesi döneminde salgılanan progesteron hormonuna vücut ve beyin uygunsuz tepkiler gösterebiliyor. Tamamen doğal ve fizyolojik olan bu biyolojik süreç de vücudun progesteron hormonunun azalıp yükselmesine verdiği bir anlamda uygunsuz tepki veriyor. Kültürel yapıda ağrının algılanmasında önemli bir etken. Kadının ekonomik ve sosyal özgürlüğüne kavuştuğu kültürlerde bu bulgular daha çok ruhsal yönden ortaya çıkıyor. Ruhsal bulguların ortaya konmasının kabul görmediği kültürlerde fiziksel bulgularla ortaya çıkıyor, eşine bağırmanın hoş karşılanmadığı kültürde bel ağrısıyla kendini gösterebiliyor.

ADET ÖNCESİ GERGİNLİK SENDROMUNU AZALTAN UYGULAMALAR >>>


HASTAYA ‘ADET GÜNLÜĞÜ’ TUTTURUYORUZ

Adet Öncesi Gerginlik Sendromu Kliniği Sorumlusu Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk, çeşitli yakınmalarla gelen hastanın dikkatli dinlenerek bulguların adet düzeniyle karşılaştırılması sonucunda tanı konulduğunu belirtiyor. Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bir iki ay süresince hastanın tuttuğu günlükler bize yardımcı oluyor. Her gün hangi bulguları ne şiddette hissettiğini böylece ölçebiliyoruz. Altta yatan bir hastalık olmadığından yapılacak testlerin tanıda fazlaca bir faydası yok, hepsi genelde normal çıkacaktır. Ancak benzer şekilde rahatsızlıklar varsa bu hastalıkların tek tek değerlendirilmesi ve şikayetlerin bu nedenlerden kaynaklanmadığından emin olunması gerekiyor.”

ADET ÖNCESİ GERGİNLİK SENDROMUNU AZALTAN UYGULAMALAR

 Tedavide ilk nokta kadının bu konuda bilgilendirilmesidir. Bunun bir hastalık olmadığının anlatılması gerekiyor. Tedavinin kendi yaşam kalitesini ve sağlığını artırmak için verildiğinin ifade edilmesi gerekiyor.

 Sağlıklı bir beslenme önemli. Daha az işlemden geçmiş doğal yiyecekler, sebze, meyve tüketilmesi, pirinç, patates, yulaf türevi yiyecekler, düşük yağ oranlı beyaz etler, baklagiller, doymamış yağ karbonlarını içeren bitkisel yağlar, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Adet döneminde daha da çok dikkat etmek gerekiyor.

 Çikolatadan, çok şekerli, tuzlu yiyeceklerden uzak durulması öneriliyor. Doğal isteğe karşı kan şekerini dengede tutmak lazım. Çikolata yenilince şeker yükseliyor, aniden düşüyor. Vücut ani artış ve azalmaya olumsuz tepki veriyor.

 Özellikle adet öncesi dönemde kafein içeren içecekler ve gazlı içeceklerden uzak durmalı, diyet kola bile içilmemeli. Bol su içilmeli.

 Kadın için eşinin, arkadaş ve dostlarının anlayış ve desteği çok önemli. Kadınlar kendilerine zaman ayırmak istiyorlar. Ev işleri, çocuk bakımı, iş hayatının yoğunluğu nedeniyle yorulan kadına karşı hoşgörülü olmak lazım.

 İki tedavi seçeneği var: Hormonal iniş ve çıkışların engellenmesi lazım. Bu, doğum kontrol haplarıyla sağlanıyor. Bu hapların kullanılışı çok önemli. 2–3 aya yayılarak kullanılırsa belirtiler azalıyor. Hormonal tedavi uygun değilse ya da kadın bu konuda olumsuz düşünüyorsa o zaman da bu hormonal iniş çıkışların beyindeki etkisini kontrol altına almak üzere serotonin maddesini artıran ilaçlar kullanılabiliyor.

 Fiziksel bulgulara yönelik olmak üzere de özgün tedaviler verilebilir. Göğüs sancısı, dolgunluğu için çuha çiçeği yağından elde edilen doğal bir madde kullanılabiliyor, çok ileri boyutlardaysa “bromocriptine” dediğimiz bir ilaç da önerilebiliyor.

 Vücuttaki su toplanması ve ödemle giden kilo artışlarına karşın diyetle eğer kontrol altına alınamıyorsa kontrollü diüretik tedavisi uygulanabilir.

 Karın ağrılarının nedenleri için de bunların endometriozis gibi yapısal nedenlere bağlı olmadığının değerlendirilmesi gerekiyor.

 Baş ağrısı için de genelde nörolojik kontrolü takiben adet öncesi dönemde verilen betablokerler kullanılabiliyor.

Bıçak altına yatmadan sarkık göğüslere çözüm

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

Bıçak altına yatmadan sarkık göğüslere çözüm trans

Bıçak altına yatmadan sarkık göğüslere çözüm

Hiçbir kadın sarkık göğüslere sahip olmaktan haz almaz. Ama böyle göğüslere sahip olan kadınlar, artık üzüntüyü bir yana bırakabilirler.

50767

trans
Yapısında hiç kas olmayan, tamamen yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüsler zamanla yer çekimi, yaşlanma, sık kilo alıp verme, doğum, emzirme, yanlış sutyen kullanımı gibi nedenlerle eski diri ve dik görünümlerini yitirirler.

Göğüs bakımı için plastik cerrahiden çekinen, cerrahi müdahaleyi geciktirmek isteyen ve genel bir toparlama ve sıkılaşma sağlamayı amaçlayan kadınların imdadına Breast Fit yetişiyor. Son yılların en önemli gelişmelerinden sayılabilecek Breast Fit System, kadınlara bıçak altına yatmadan, ağrısız ve acısız, sağlıklı çözümler sunuyor.

Sistem sarkmalar, çatlaklar ve özellikle hamilelik sonrasında oluşan göğüs ucu koyuluklarının tedavisinde son derece etkili. Göğüsteki asimetrik görüntüyü tedavi ederken, düz göğüslere de hacim kazandırıyor.

Sistem 6 ayrı teknolojiden yararlanıyor. Bu teknolojiler sayesinde doku yenilenmesi, gelişmesi, cilt elastikiyetinde iyileşme yaşanıyor, düşük miktarda verilen elektrik akımı ile kas güçlenmesi sağlanıyor, yağ ısı enerjisine dönüştürülerek hızlı bir şekilde incelme oluyor, lenf, kan dolaşımı ve metabolizma gelişiyor, göğüs ucu renk koyulaşması sıkıntısı son buluyor.

Göğüs geliştirme, şekillendirme ve çatlaklara özel 10 ayrı programa sahip sistem ile yaklaşık 10 – 12 seans arasında sonuç alınmaya başlanıyor. Tavsiye edilen seans 20 iken, haftada 3 kez uygulanabiliyor. Kişinin problemine, yaşına, cilt yapısına göre bu sayı değişebiliyor. Sarkma, çatlak, büyütme uygulamaları için farklı süreler söz konusu… Acı ve ağrı yaşamayan kişi günlük hayatına rahatlıkla devam edebiliyor.

Hiçbir yan etkisi bulunmayan Breast Fit System, ameliyat ile alınabilecek başarının %80’i oranında başarı sağlayabiliyor ve böylece cerrahi müdahaleden çekinenlere ciddi bir alternatif sunuyor.

GÖĞÜSLER NEDEN SARKAR?>>>>>

   

Göğüsler neden sarkar?

Meme dokusunu yerinde tutan bağlar zamanla çeşitli faktörlerden dolayı gevşeyebilir ve meme dokusu ile etrafını saran deri arasında uyumsuzluk olabilir. Sorun meme dokusuna, deriye ya da her ikisine birden ait olabilir. Sonuçta adeta içi boş görünümlü sarkık meme ortaya çıkar.

Aşırı kilo alıp verme

Yer çekimi; vücut şeklini etkileyen ve önüne geçilemeyen bir etkiye sahiptir. Aşırı kilo alıp vermelerle memelerde meydana gelen volüm değişiklikleri cildin esnekliğini olumsuz etkileyerek memelerin sarkmasında önemli bir rol oynar.

Hamilelik

Emzirme döneminde meme dokusu sütle dolduğu için deri ve aradaki bağlarla birlikte büyür. Emzirme sonrasında süt üretmeyen meme dokusu gebelik öncesi durumuna geri döner ancak cilt ve bağlar artık eski sıkılıklarını ve diriliklerini kaybetmişlerdir. Bu nedenle de hamilelikten sonra memeler; normale dönen meme dokusu etrafındaki gevşek cilt nedeniyle sarkar.

Bazen de bilinmeyen nedenlerle memelerde sarkıklık olabilmektedir. Bu durumda ailesel yatkınlık çoğu zaman ön plana çıkmaktadır.

Cildiniz pul pul dökülüyor mu?

Nisan 28, 2010 Yazan : Senay  
Kategori Genel, Sağlık, Seslisohbet

 

Cildiniz pul pul dökülüyor mu? trans

Cildiniz pul pul dökülüyor mu?

Cildinizdeki ölü hücreler kötü görünür ve zamanla dökülür. Bunlardan kurtulmak için biraz bakım yapmanız yeterli…

29062

trans
Cildiniz pul pul mu oluyor? Bu gibi durumlarda cildinizin üzerindeki ölü hücreleri nazikçe sürterek temizlemelisiniz. Soyucu uygulamalar cildinizdeki kırışıklıkları gizlemenize ve gidermenize yardımcı olurken, cildinize bir pembelik de verebilir.

Cildinizi ölü hücrelerden arındırmak için bunları yapın!

- Vücudunuzu duşta ya da küvette ıslatın.

- Soyucu özelliği olan sentetik lif, sünger ya da eldiven kullanın.

- Soyucu özelliği olan bir temizleme ürününü süngerin, lifin ya da eldivenin üzerine serpin. Bazı temizleyiciler %25 oranında volkanik taş tozu içerir. Bunlar yağlı cilt için yararlıdır. Buna rağmen aşırı temizleyici kullanımı yağ bezlerinin aşırı üretimine de neden olabilir. Bu nedenle dikkatli ve doğru miktarda uygulamak gerekir.

- Sünger ya da lif kullanarak dairesel hareketlerle cildinizi ovalayın. Cildinizin boyun, yüz gibi hassas bölümlerini ovalarken nazik olun.

- Cildinizi daha sonra düzgünce kurulayın.

- Soyucu ürünler cildinizi kurutabileceği için devamında cildinizi iyice nemlendirdiğinizden emin olun.

- Hafif petrol, lanolin ve mineral yağları içeren nemlendiricileri tercih edin.

- Cildinizi aşırı soymayın. Eğer cildiniz az yağlıysa çatlamalara neden olabilir. Cildi çok aşırı derecede sürtme, soyma kılcal damarların zedelenmesine neden olabilir!

Ergenlik Dönemindeki Erkeklerin Bilmesi Gerekenler

Mart 3, 2010 Yazan : Djseslisohbet  
Kategori Erkek, Genel, Sağlık

Ergenlik döneminde vücudunda değişiklik olan yalnızca kızlar değildir. Erkeklerde ergenlik genellikle 10-16 yaş arasında büyüme hızlanması ile başlar. Siz daha önce giydiğiniz çamaşırlarınızın ve ayakkabılarınız artık size uymadığınızı fark edersiniz. Merak etmeyin çünkü kızlarda olduğu gibi sizin hormonlarınız da vücudunuzdaki değişiklikleri ayarlayacak ve büyümenizi sağlayacaktır.


Vücut ölçüleri

Kollarınız, bacaklarınız, elleriniz ve ayaklarınız vücudunuzun geri kalan bölümlerinden daha hızlı büyüyecektir. Bu dönemde kendinizi biraz sakar hissedebilirisiniz.

Vücut biçimi
Siz daha uzun olacaksınız ve omuzlarınız genişleyecektir. Ağırlığınız belirgin ölçüde artacaktır. Bir çok erkek çocuk meme uçlarında duyarlılık hisseder. Bu duyarlılık nedeniyle siz memelerinizin büyüdüğü kaygısına kapılabilirsiniz. Böyle olsa bile kaygıya kapılmanıza gerek yoktur, çünkü memelerdeki büyüme sizin yaşınızdaki erkek çocukların çoğunda olur fakat bu büyüme geçicidir. Bu konu sizi üzüyorsa çocuk hekiminizle konuşmanız iyi olacaktır.

Ergenlik döneminde kaslarınız büyüyecek ve güçlenecektir. Onların daha hızlı güçlenmesi için özel bir çaba göstermenize gerek yoktur. Arkadaşlarınızın bazılarının vücut geliştirme aktivitilerine  katılması sizi etkilememeli ve vücudunuz hazır olamadan bu tür yerlerden uzak durmalısınız. Vücut geliştirme sizi çok ilgilendiriyorsa en iyisi çocuk hekiminizle görüşmeniz ve sizin için uygunu olan zamanı birlikte belirlemenizdir.

Ses
Giderek daha boğuk bir sese sahip olacaksınız. Bu durum sesinizde çatallaşmaya yol açabilecektir. Siz büyüdükçe sesinizdeki çatallaşma duracak ve bir süre sonra normal bir sese sahip olacaksınız.

Saçlar
Ergenlikle birlikte koltukaltlarınızda, bacaklarınızda, yüzünüzde ve penisinizin çevresinde kıllanma olacaktır. Erkeklerin hepsinde olmasa da bir çoğunda göğüs bölgesinde  kıllanma olacaktır. Erkekler yüzlerindeki kılları tıraş ederler, fakat bunun tıbbi bir nedeni yoktur, bu tamamen sizin kişisel seçiminizdir. Tıraş olmaya karar verirseniz tıraş kremi ve erkekler için olan jiletleri kullanmanız gereklidir. Kullandığınız jilet veya elektrikli tıraş makinasını başkalarının kullanmasına izin vermemeniz sağlığınız bakımından doğru olacaktır.

Deri
Deri ergenlikle birlikte daha yağlı hale gelir ve daha çok terlediğinizi fark edersiniz, çünkü ter bezleri de büyümeye başlamıştır. Derinizi her gün temizlemeniz gereklidir. Bunun yanında  koku ve ter ıslaklığını önlemek için deodarant veya ter etkisini azaltan spreyle kullanabilirsiniz. Derinizi temiz tutma  çabalarına  rağmen   yine de yüzünüzde sivilceler olacaktır. Bu sivilceler akne olarak isimlendirilir ve ergenlik dönemindeki hormonların yükselmesine bağlı olduğundan normal kabul edilir.  Bütün ergenlerde şu veya bu zamanda akne olacaktır. Akneleriniz çok şiddetli ise bir doktora danışmanızda yarar olabilir.

Penis
Ergenlikle birlikte penis ve testisleriniz büyür. Cinsiyet hormonları penisiniz daha sık dikleşmeye başlayacaktır. Penisteki dikleşme penisin sert ve gergin olması demektir ve bazen nedensiz penis dikleşmesi olabilir. Böyle olması normaldir. Penisinizin zamansız dikleşmesinden utanabilirsiniz ama unutmayın siz dikkat çekmedikçe bir çok kimse bunun farkında olmayacaktır. Erkek çocuklarının çoğu penis boyutlarıyla ilgilidir ve bazıları arkadaşlarının penis boyutlarıyla karşılaştırırlar. Penis boyutlarının “erkek olmak” veya cinsel fonksiyon için her şey demek olmadığını unutmamak önemlidir.

Ergenlik döneminde testisler sperm de üretmeye başlar. Böylece ereksiyon sonrasında “boşalma” olacak ve bu sırada  ejakülasyon (meni) atılacaktır. Bu olay bazen uykuda olabilir ve siz sabah uyandığınızda çamaşırlarınızın ıslandığını görebilirsiniz. Buna “gece boşalması” adı verilir. Bu durum normaldir ve siz büyüdükçe sıklığı azalacaktır.

Not:Hazırlayan:Prof. Dr. Şükrü Hatun, Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı

Sonraki Sayfa »

Türkiye'nin En Kaliteli Toplisti sohbet